Hakan şükür’ün Hayati!!
Hakan Şükür, 1 Eylül 1971 tarihinde Sakarya’da doğdu. Futbol hayatına, 1987 yılında, doğum yeri olan Sakarya da başladı. 1990 senesine kadar Sakaryaspor’da forma giyen Şükür, buradan ayrılmasının ardından 2 sene formasını taşıyacağı 1. Lig takımlarından Bursaspor’a geldi.
Hakan Şükür için dönüm noktası 1992 yılında Galatasaray’a transferiydi. Galatasaray’da bir çok başarı yaşayan ünlü futbolcu, Temmuz 1995′te İtalya’nın Torino takımına transfer oldu. Torino’da istediğini bulamayan Şükür, 4 ay kaldığı İtalyan klübünden ayrıldı ve 1995′in Ekim ayında Galatasaray’a döndü. 1998 yılında FIFA tarafından dünyanın en iyi golcüsü seçildi.
Takvimler 2000′i gösterdiğinde, Galatasaray’da UEFA Kupası’nı kaldırdı. Gene bir Temmuz ayında, bir çok diğer Galatasaray’lı futbolcu gibi Şükür’ün de Galatasaray’ın yolları ayrıldı. Hakan Şükür bir başka İtalyan takımı Inter Milan’a transfer olmuştu.
2002 yılında İnter Milan’dan kiralık olarak AC Parma takımına gitti. 1 seneden kısa bir süre Parma forması giyen Hakan Şükür, bu formayla İtalya Kupası’nı kazanmanın sevincini yaşadı.
Aynı sene Türk Milli Futbol Takımı’nın dünya üçüncüsü olacağı “Dünya Kupası”nda Güney Kore Milli Takımına karşı 9. saniyede attığı gol ile “Dünya kupaları tarihinin en erken golü”ne imza attı.
2002 - 2003 sezonunda Blackburn Rovers takımında forma giydi. 2003 yılında tekrar Galatasaray’a dönen Şükür, halen Galatasaray SK da forma giyiyor.
Nonda’nın acı dolu hayatı!..
“Biz ‘Nonda’ denince, Monaco’da rakip defansı sırtına alıp taşıyan ve golünü atan forvet tarifi yapıyoruz futbol belleğimizde. Sen, o Nonda mısın?” sorusu üzerine adeta coşan tecrübeli futbolcu, “Evet, kendimi çok güçlü hissediyorum. Patlama, sürat benim doğuştan gelen özelliklerim” yanıtını verdi ve ekledi:
‘Çok sıkıntı çektim’
“Geride bıraktığım sezonlarda bunlara bir de tecrübeyi ekledim. Yapmam gerekeni yapacağım. Nonda’nın kim olduğunu göstereceğim. Galatasaray, her zaman hedefleri olan bir kulüp. Lig, UEFA Kupası, Lig Kupası (Türkiye Kupası); tüm bunlara talip olan bir takımın parçası olmaya geldim. Yaşadığım sakatlıklar korkunçtu. Çok sıkıntı çektim. Ama kariyerimin o dönemini temizleyerek, yeni bir sayfa açtım önüme…”
Kan ve gözyaşı içinde büyüdü
Burundi; Afrika’nın doğusunda insanlarının silah sesleriyle yaşamaya mecbur edildiği bir ülke… Ülke 4 kuşaktır kan ve gözyaşı döküyor. Nonda’nın ailesi de hayatta kalabilmek için ülkeyi terk edenlerden… O, 9 çocuklu ailenin en küçüğü. Babası araba tamircisi. 1977 yılında Burundi’nin başkenti Bujumbura’da doğdu Shabani Nonda ve 1993′te, 16 yaşında Kongo’ya geldi; hayatı bir yıl içinde değişti. “Avrupa’ya gelene kadar kader, sonrası ise alın teri” diye tanımlıyor tecrübeli futbolcu, hayatının o dönemini.
Mehmet Topuz
Mehmet Topuz (7 Eylül 1983, Yozgat) Türk futbolcu.
Topuz´un futbol kariyeri Kayseri Yolspor´da başlar daha sonra ise genç yaşında Kayserispor´un paf takımında görev alır. 2000 yılında profesyonelliğe Erciyespor’da geçen oyuncu, 2004′de geldiği Kayserispor’un başarısında pay sahibidir.
Tam adı: Mehmet Topuz
Doğum tarihi: 7 Eylül 1983
Doğum yeri: Şefaatli, Türkiye
Boyu: 1.80
Mevkii: Sağ kanat
Kulüp Bilgileri
Bulunduğu kulüp: Kayserispor
Numarası: 66
Ahmet Telli
1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı.
1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel’den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.
Şiir kitapları
* Yangın Yılları (1979)
* Hüznün İsyan Olur (1979)
* Dövüşen Anlatsın (1980)
* Saklı Kalan (1981)
* Su Çürüdü (1982)
* Belki Yine Gelirim (1984)
* Çocuksun Sen (1994)
* Kalbim Unut Bu Şiiri (1994)
* Barbar ile Şehla (2003)
Diğer eserleri
* Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001)
* Sulara mı Yazıldı (2001)
* Buradayım Sözümde (2005)
Ödülleri
* 1980 Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)
* 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kala n
Hakan GÜNDAY

Hakan Günday 29 mayıs 1976′da Yunanistan’ın Rodos Adası’nda doğdu. İlkokulu Brüksel’de bitirdi. 1994 yılında Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü’ne girdi. Bir yıl sonra Brüksel’de bulunan Universite Libre de Bruxelles’in Siyasal Bilimler Bölümü’ne kaydoldu. Ama, yine bir yıl sonra, yeniden Ankara’ya döndü ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne yazıldı. Halen bu üniversitede öğrenci. İlk “Kinyas ve Kayra” Om Yayınları tarafından yayımlanan (2000) Hakan Günday, İstanbul’da yaşıyor…
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri:
Azil / Şubat 2007 / 2. baskı Mart 2007…
Malafa / Ekim 2005 / 2. baskı Aralık 2005…
PIÇ / Ekim 2003 / 3. baskı Aralık 2005…
Kinyas ve Kayra / Mart 2003 / 4. baskı Mayıs 2007…
Zargana / Mayıs 2002 / 4. baskı Nisan 2006…
Onur Akın
Ey Hayat
Sen şavkı sularda bir dolunaysın
Aslında yokum ben bu oyunda
Ömrüm beni yok saysın…
6 Mart 1967:
Van Gölü’nün kenarında Bitlis’in şirin bir ilçesi olan Ahlat’ta dünyaya geldi. Öğretmen bir babanın ve ev hanımı bir annenin altıncı ve son çocuğudur. Köy Enstitüsü mezunu olan babasının tayini nedeniyle İstanbul’a yerleşmişlerdir.
İnsan doğduğu yere benzer
Toprağını iten çiçeğe
Suyunda yüzen balığa…
Büyük bir vefa duygusuyla, Bitlis’in suyunu ve toprağını heybesinden hiç eksik etmeden, yine suyuna ve toprağına büyük bir aşk ve tutkuyla bağlanacağı ve üzerine şarkılar besteleyeceği; anılar biriktireceği bu şehirde eğitim hayatına başlamıştır.

İlkokul: Paşabahçe İlkokulu
Ortaokul: Paşabahçe Ortaokulu
Lise: Paşabahçe Ferit İnal Lisesi
Üniversite: İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümü
Onur Akın bütün bu dönemlerinde müzikle içi içe yaşamıştır. Aile bireylerinin müziğe olan yakınlığı yaşamında yön çizmiştir. Okul sıralarındaki müzik çalışmaları üniversite yıllarında GRUP BARAN’ın oluşumuna etkendir.
Fakültenin önü demirden köprü
Fakültenin önü bir sıra kavaktı
Biz bir garip yiğit kişiydik
Bütün hürriyetler bizden uzaktı
1987 yılında kurduğu grubun, 1989′da ilk albümü YEDİVEREN dinleyiciyle buluşmuştur. Vedat Türkali’nin 1944 yılında yazdığı BEKLE BİZİ İSTANBUL adlı şiir Onur Akın’ın bestesi ve yorumuyla, kendi alanında gelecek yıllara yürüyen bir klasik eser olmuştur.
Açardın yalnızlığımda
Mavi ve yeşil açardın
Yenerdim acıları kahpelikleri
Yıl 1991. Onur Akın, GRUP BARAN’la ikinci ve son albümleri olan KUYTUDA BAŞAK’ı yayınladı ve bundan sonra müzik çalışmalarına tek başına devam etti.
Küçük serçelerin izlerinde
Buluruz belki yaşam aşkını
Ya da hasta yataklarımızda
Su veririz belki birbirimize
Boş ver bunları bir tanem
Sen benimle ölür müsün
Yine aynı yıl öğrencilik yıllarında yol arkadaşı Hanife Sevim artık hayat arkadaşıydı.
İnadına inadına
Seveceksin inadına

Yaşanan tüm umutsuzluklarda, kirlenmelerde, bozulmalarda, yaşamın sert karanlıklarında ışığı taşımıştır müziğiyle bizlere büyük bir umutla…
1993′te “Seni İstanbul Yapmalı” (Gözlerimde Bulut), 1995′te “Nereye Ey Güzel İnsanlar” adlı albümleri yayınlandı.
Sana Küçüğüm diyorum
Büyüklük senin yüreğinde
Ah canım kızım Eylül
Oy benim kızım Eylül
Yıl 1995. Ressam Hanife Sevim Akın ve müzisyen Onur Akın’ın kızları Eylül Türkü Akın, 1994′ü 1995′e bağlayan yılbaşı gecesi, bütün yıl dönümlerinin en güzel hediyesi olarak merhaba der annesine ve babasına.
Ayrılıklar eskidi
Biz eskidik
Aşk bize küstü usta
1997 yılında “Aşk Bize Küstü” adlı albümü yayınlandı
Son vapurda ayrıldı limandan
Son tren içimi çizipte geçti
Yıl 1999. Onur Akın “Asi ve Mavi” adlı albümünü dinleyicileriyle paylaştı.
Ben yağmur yüklü bir bulutum
Kime çarpsam ağlarım
2000 yılı sonlarında yine hayatın bütün renklerini içinde taşıyan bir albüm olan “Ey Hayat” dinleyicileriyle buluştu.
Anadolu’dan aldığı bütün kültürel birikimi tüketmeden, yeniden ve kendi kimliğiyle üreterek, tekrar Anadolu kültür mirasına sunan Onur Akın diğer albümlerinde olduğu gibi yepyeni besteleriyle dinleyicileriyle yeni bir buluşma noktası hazırladı.
Hey bakışı sevdalı
Hey duruşu yaralı
Seni kimden sormalı
Seni aşka yazmalı
Aşka yazılacak bütün yaşamların kıyısında özenle seçilmiş şiirler ve bestelerden oluşan son buluşma noktası “Seni Aşka Yazmalı” adlı albümüdür.
Onur Akın son albümünü uzun yıllardır düşünü kurduğu, her alanda onun hayata, sanata bakışını yansıtacak, üretimleriyle müziğin ve sanatın yozlaştırıldığı bu yabancılaşma ve kirlenme çağında kayalıklarda bir avuç toprağa tutunup direnen küçük bir incir ağacının duyarlılığını, direngenliğini taşıyacak Eylül Müzik’i kurmuştur.
Grup Baran sürecinden bugüne yurtiçinde ve yurtdışında verdiği konserlerle, samimi ve dürüst bir paylaşımı yaşadığı ve ülkenin her yerinde onu yalnız bırakmayan dinleyicileriyle birlikte, Seni Aşka Yazmalı adlı albümün konserlerine devam edecek ve bu incir ağacını yaşatacaktır.
Gün gecede bilenirmiş
Ve hasret sevdada
Dağlar dize gelirmiş
İnatla yürüdükçe
Yeter ki umut olsun
Yeniden dermanlar doğursun
Umut olsun
Olmaz değildir hiçbir şey….
Hakan Yeşilyurt

1973 ankara doğumlu olan hakan yeşilyurt aslen sivas’lıdır. müzik
yaşamına ‘adalılar’ grubuyla başladı. aynı grubun ‘adalılar 2′ ve ‘biz halkız’ adlı albümlerinde grubun vokalisti olarak yer aldı. hakan yeşilyurt’un ilk solo albümü ‘efteyla’ adıyla yayınlandı, daha sonra ‘salkım söğüt 2 albümünde dört adet türkü yorumladı,,2002 de ‘ateş hırsızı’ isimli ikinci solu albüm ve ardından ‘seyduna türküleri albümünde iki adet esiri yorumladı. 2004 ‘çökertme’ isimli 3. solu albümleri ile dinleyicileriyle buluştu, 4.solu albümü 2007 yılında yayınlanan ’sen aşksın’ adlı adıyla müzik marketlerdeki yerini aldı.
ayrıca’ kurşun yarası ‘adlı dizi filimin kemal sahir gürel ile birlikte müziklerini yapmıştır.
onur akın ,tayfun talipoğlu ve adalılar gurubuna sesiyle eşlik etmiştir.
adalılar albümlerinde üç adet ,eftelya albümünde dört adet,ateş hırsızı albümünde üç adet,sen aşksın albümünde bir adet bestesi bulunmaktadır.
sanatçının beste çalışmaları devam etmekte olup,yaşamını istanbulda
sürdürmektedir.
Natalie PORTMAN

Gerçek Adı: Natalie Hershlag
Doğum Yeri: Kudüs - İsrail
Doğum Tarihi: 09.06.1981
Boy : 1.60 m
Takma Adı : Nat
Onu Ünlü Yapan Ne? Leon’daki Mathilde rolü
Benzerine az rastlanır bir yeteneğe ve güzelliğe sahip Natalie Portman, 1981 yılında Kudüs’te doğdu. Daha sonra ailesiyle birlikte New York’a taşındı. Burada bir model ajansı tarafından küçük yaşta farkedildi fakat o oyuculuğa yöneldi. Büyük çıkışını 1994 yılında Luc Besson’un yönettiği ve Jean Reno’nun oynadığı Leon (Seviginin Gücü) filmindeki küçük Mathilda rolüyle yaptı. Bu filmdeki mükemmel performansı ile bir çok kişinin beğenisini kazandı.
Leon’dan sonra bir çok yerden oyunculuk için teklif aldı. Bunların bir kısmını değerlendirirken bazılarını okulu yüzünden geri çevirdi. Al Pacino ile Robert De Niro’nun rol aldığı Heat (Büyük Hesaplaşma) filminde Al Pacino’nun kızı olarak küçük bir rolde oynadı. 1996 senesinde Woody Allen’ın Everyone Says I Love You (Herkes Seni Seviyorum Der) ve Ted Demme’nin Beautiful Girls filmlerinde oynadı. Bu filmdeki rolüyle başrolde olmasa bile en fazla övgüyü alan oyuncu oldu. Aynı sene Tim Burton’un Mars Attacks filminde Amerikan Başkanı’nın kızını canlandırdı.
Bu sırada George Lucas ile Star Wars serisininçekilecek yeni serisinde Luke Skywalker’ın annesi ve Naboo gezegeninin Kraliçesi Amidala rolünü oynamak üzere uzun süreli bir anlaşma yaptı. Kendisi bu rolü üstlenmesi ile ilgili olarak Star Wars’ın milyonlarca hayranı olduğunu bildiğini ve bu serinin bir parçası olmanın heyecan verici ama aynı zamanda özel yaşamına getirmesi muhtemel sorunlar yüzünden zor bir karar olduğunu belirtiyor. Episode-1′den sonra Susan Sarandon ile birlikte Anywhere But Here isimli filmde Susan Sarandon’un kızını canlandırdı. Bu filmdeki oyunculuğu eleştirmenler tarafından Oskarlık bir performans olarak nitelendirildi. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre adaylarından biriydi ama ödülü alamadı. Akademi ise sinema tarihinin en büyük hatalarından birini yaparak kendisini Oskar’a aday göstermedi. Bu hatasıyla Oskar kitlelerin gözünde güvenilirliğini ve değerini yitirdi. (Tamam kabul ediyorum. Biraz abarttım.) Natalie Portman’ın bu filmin ardından Türkiyede gösterime girmeyen Where The Heart Is isimli filmde oynadı. Portman en son olarak Star Wars efsanesinin ikinci bölümünde Senatör Padme Amidala’yı canlandırdı.
Portman Hollywood’un geleceği en parlak oyuncularından biri olarak görülüyor, ama o üniversitede okumaya devam edeceğini ve oyunculuğu sürdürüp sürdürmeyeceğine dair henüz bir karar vermediğini söylüyor.
Liondan (1994) sonra beyazperdede çokca gordunuz bir karakter..V for vandetta ile cıktı en son karşımıza..kendısını çok guzel bulmamla beraber daha iyi filmler bekledıgımı de soylemeden geçemiycem..
Ahu Türkpençe
Kısa bir özgeçmişi
Ahu Türkpençe 02-01-1977 tarihinde Samsunda doğdu . Tiyatroya büyük bir haz duyan fakat 18 yaşına kadar tiyatro ile hiç uğraşmayan Ahu , bu yaşından sonra çok yakın bir arkadaşının yardımı ile Müjdat Gezen Sanat Merkezinin elemelerine girdi ve kazandı .
Msmye girdikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesindeki gördüğü Fizik eğitimini dondurdu . Msmye girdiği ilk sene dışarıda çalışılmasına izin verilmiyordu . Diğer senelerede Ahu 7 Numara ve Azad gibi dizilerde oynadı . En son Bir İstanbul Masalında oynayan Ahu , bu dizi ile birlikte herkes tarafından tanınan ünlü bir kişiliğin sahibi oldu . İlk sinema filmi olan Neredesin Firuze ilede seyircilerin beğenisini topladı .
Oyunculuğunun yanı sıra sevecenliği ve sempatikliği ilede onu daha uzun yıllar Dizilerde ve Tiyatrolarda keyifle izleyeceğiz .
Eğitim
· 1997-2001 Müjdat Gezen Konservatuarı İstanbul
TİYATRO
· 1995- 2004 Yıldız T.Üniversitesi İstanbul
FİZİK
· 1996-1997 Pera Güzel Sanatlar İstanbul
Yabancı Dil
İngilizce ( iyi )
Mesleki Deneyimler
SAHNE
2001-2002 “Antigone” MSM Sahnesi İstanbul
( Ismene )
2001-2002 “Yam Yom Yum” Tiyatro Fora İstanbul
( Tavşan – Uzaylı – Yum )
2000-2001 “Vişne Bahçesi” MSM Sahnesi İstanbul
( Dunyaşa )
1999-2000 “Fil Hamdi” YSM İstanbul
( Savcı – Çingene – Polis – Dansçı )
1998- 1999 “Dur Bakali N’olcak” YSM İstanbul
( Çingene – Dansçı )
1998-1999 “Hababam Sınıfı” YSM İstanbul
( Öğrenci )
1997-1998 “ Tek Kişilik Pantomim Gösterisi” Pera Sahnesi İstanbul
( Dişçi–Hasta–Boyacı–Sekreter-Müşteri )
FİLM
2004 “Neredesin Firuze” Yönt: Ezel Akay
TV
2003-2004 Bir İstanbul Masalı ATV
2003 Rengini Seç( canlı yayın çocuk programı) TRT 1
2002-2003 Azad (dizi) Kanal D
2001-2002 Haydi (canlı yayın çocuk programı) TRT 1
2001-2002 7 Numara (dizi) TRT 1
1999-2000 Gurbetçiler (dizi) SHOW
1999-2000 Bize Ne Oldu (dizi) TGTR
1998-1999 Güzel günler (dizi) STAR
Nikola Tesla
Nikola Tesla, (Sırpça: Никола Тесла)(d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.
Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz’daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.
Prag’daki tahsilini 1880′de bitirdikten sonra, Budapeşte’de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.
Elektrik endüstrisinin durumu
O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.
1884′de genç Tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York’ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi’si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.
İlham
Tesla’ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: “Buldum!” Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.
Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte’de “Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.
Edison tarafından cesareti kırıldı
Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.
Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirili bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.
Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.
Alternatif akım ortaya çıkıyor
O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887′nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.
Bu sırada Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.
Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.
İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.
Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.
Gerçekleşen rüya
1890′da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.
Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla’nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.
O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı.
Uzaktan radyo kontrolu
Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898′de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.
Matematiksel büyücülük
Tesla’nın matematik dehası, Westinghouse ve General Electric’in imalatını yaptığı alternatif akım cihazlarının, parçalarının yapımında büyük bir yer sağladı. Tesla, öğrencilik günlerinde karışık soruları kagıt ve kalemsiz çözerdi. Öğretmeni onun hile yaptığından şüphe eder ve O’na ayrı testler uygulardı. Genç Tesla, bütün logaritma cetvelini ezberlemişti. Şimdi A.B.D.’de kullanılan, saniyede 60 Hz’lik frekans, Tesla’nın mantık hesaplarından çıkarılmıştı. Çünkü, Tesla bu frekansın ticari açıdan en uygun olduğunu saptamıştı. Daha yüksek frekanslarda alternatif akım motorları yetersiz olacaktı. Daha alçak frekanslarda ise daha çok demir kullanmak gerekecekti. Işıklar da alçak frekanslarda titreşecekti.
Niyagara Çağlayanı’nın ana tesisi, ilk Westinghouse türbin jeneratörlerinin kapasitelerine uyması için, 25 Hz’e göre planlanmıştı. Bunu izleyen gelişmeler ile 60 Hz’e dönüşüm yapıldı. Günümüzde bu, Niyagara’dan elde edilen enerji, 360 mil uzaklıktaki New York’a kadar iletilmektedir. Bir zamanlar daha büyük uzaklıklar, Kuzeydoğu şebekesinden beslenmekteydi. Tesla, New York’a geldiği zaman, yeterli enerji iletimi için sınır 1 milden azdı.
Yüksek frekans öncülüğü
Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri - Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.
Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.
Dünya’nın en güçlü vericisi
Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.
İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein’in, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.
1899′da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York’a geri döndü.
Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla’nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.
Dünya çapında telsiz
Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.
Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.
34′üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.
Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.
Kahin gelecekten bahsediyor
Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla ‘nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “Dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu..
Morgan’ın yardımı sona eriyor
1904 Mart’ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.
Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla’nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan’ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan’ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.
Mantıksız bir saygısızlık
Birinci Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanlı kulesinin, A.B.D.’nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.
Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.
Radyo frekans alternatörü
1890′da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz’lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz’e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt’a çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.
Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla “Radio Corporation of America (RCA)” şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919′da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.
Birincisi N.J. New Brunswick’te kuruldu. 200 kilo Watt’da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla’nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.
Radar ve Türbinler
Tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917′de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929′a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için “kepçesiz” yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.
Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.
Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912′de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison’un 40.000 $’lık Nobel Ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917′de Tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.
Kişilik
Tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. Narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.
Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.
Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.
Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.
Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.
Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.


barış






