YILDIZSESLI
    SESLİ SOHBET
    Son Yorumlar
    Sponsorlar
İslam Genel
Ana Sayfa » İslam Genel » İslam Genel
Yazar: AGLAMAZ | (0) YorumYorum Ekle
Son Güncelleme: 6 Ağustos 2008, Çarşamba

Hayalinizi de Haramdan koruyormusunuz ?

Maruz kalınan her bir günah, her bir haram hayal kirlenmesine yol açıyor, zihinde kirli bir iz bırakıyor.
İnsan çok defa böyle bir zihin kirlenmesinin sonucunu moralindeki düşüşlerle de anlıyor. Nitekim bu kirlenmelerden sonra artık o kimsenin, hayırlı işlere devam etme şevki azalıyor, ihlâslı amellerde duyduğu istek zayıflıyor, günahlı davranışlara ise meyli artıyor. Yani haramlarla hayali kirlenen insan, tertemiz hayatında artık bir bakıma düşüşe geçiyor.

- Ne dersiniz, günlük hayatımızda bizlerde de böyle zihin ve hayal kirlenmesi söz konusu oluyor mu? Her bakışımızda gözler yoluyla birtakım haramlara maruz kalmak neredeyse muhakkak gibi mi? Ruh dünyamızda bulantılar hâsıl edecek manzaralar günlük hayatımızda sanki normal görüntüler haline mi gelmiş? Hayalimizi çöplüğe mi çeviriyorlar? Sadece göz bakışıyla mı kirleniyor hayalimiz? Diller de kirli sözler söylüyor, kulaklar da kirli sözler dinliyor mu? Bazı çevrelerde şunun bunun aleyhinde konuşmakla kalınmıyor, iftiralara kadar ilerlemeler dahi oluyor mu? Peki, bunca kirlenmelerin acı sonucu, inanmış insanın hayatına nasıl aksediyor, merak ediyor musunuz?

- İşte böylesine zihin ve hayal kirlenmesine maruz kalan insana şeytan artık kolayca müdahale edebiliyor, rahatça yönlendirme fırsatı da elde ediyor. Bu sebeple insanlar dupduru bir gönülle Cenab-ı Hakk’a teveccüh etme şevkini zayıflatabiliyor. Birer pas, birer leke olarak ifade edeceğimiz bu kirlenmeler, hemen tövbe, istiğfarla temizlenmez de arttıkça artarsa, o zaman üst üste yığılan kirler ALLAH İslam Genel‘tan gelen güzel ilham esintilerine perde oluyor, böylece korumasız kalan kalpler de şeytandan gelecek vesveselere hazır hale gelebiliyorlar. Bundan sonra inanmış insanda başlayan manevi düşüşler basamak basamak iniyor aşağılara doğru.

Böylesine tehlikeli düşüşlere sebep olan zihin kirlenmesine karşı çok hassas olan Efendimiz (sas) Hazretleri: “Harama bakış şeytanın zehirli oklarından bir oktur!” buyuruyor ve Cenab-ı Hakk’ın şu koruyucu beyanını hatırlatıyor bizlere:

- Kim benim korkumdan dolayı haramı terk ederse, kalbine öyle bir iman şevki veririm ki, onun zevkini gönlünün ta derinliklerinde duyar, düşüşten korunabilir!”

- Ne dersiniz? Bizim de aşk ve şevkimizi söndüren zihin kirlenmesinin farkında mıyız? Mühimsiyor muyuz bizi düşüşe geçiren bu kirlenme tehlikesini? Tertemiz kalabilmek için her an tövbe, istiğfar halinde olabiliyor, kendimizi korumaya alabiliyor muyuz özellikle bu mevsimde?

İsterseniz burada, Efendimiz (sas) Hazretleri’nin, hayal kirlenmesi tehlikesini önlemek için gösterdiği şu tarihi hassasiyeti bir daha hatırlayalım:

Kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği hac mevsiminde, Arafat vakfesini yapıp dönerken devesi üzerinde terkisine aldığı (Hazret-i Abbas’ın oğlu) Fazlı’nın başını eliyle sağa sola çeviriyor ve böylece etraftaki kadınlara gözünün ilişmemesi için gayret gösteriyordu. Şu dikkate bakın! Asır, saadet asrı, mevsim hac mevsimi, terkisine binilen zât ALLAH İslam Genel Resulü ve harama bakmaması için başı sağa sola çevrilen de iffetinden hiç kimsenin şüphe edemeyeceği Hazret-i Fazlı idi! Bu olay, Efendimiz’in hayali temiz tutma adına nasıl bir hassasiyet içinde olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor bizlere. Nitekim bir başka zaman da, Hazret-i Ali’ye: “Ya Ali! Birinci bakış bağışlanmıştır, fakat ikincisi aleyhinedir!” buyurmuş, dönüp bakmak iradî olduğundan, o bakışın yazılacağına işaret etmiş, böylece harama götüren yolu baştan kapatarak zihni tertemiz tutmak gerektiğine dikkat çekmiştir.

Anlaşılan odur ki, kendisini korumak isteyen Müslüman’ın bir numaralı meselesi, midesini ve zihnini haramlardan koruma titizliğidir. Çünkü bu türlü zihin ve hayal kirlenmeleri beden kirlenmesine benzemiyor, dini hayatta duyulan aşk ve şevkin önce azalmasına sonra da kademe kademe düşerek yok olmasına bile sebep olabiliyor.

-Ne dersiniz? Bu olay bizim de bir numaralı meselemiz mi? Her hayal kirlenmesinden sonra duyduğumuz pişmanlık ve üzüntü ile tövbe istiğfar temizliğimizi yapıyor, kirlenmeye karşı kendimizi korumaya alma titizliği gösterebiliyor muyuz ?

Allah nerededir?

“Nerede?” sorusu, mekân tutan varlıklar için sorulabilir. Bunlar da maddî varlıklardır. Mekân madde olduğu gibi onda yer tutanlar da maddedirler. Mekânı ve maddeyi yaratan ve bir ismi Nur olan Allah hakkında böyle bir şey düşünülemez.. Kaldı ki, mahluklar içinde bile, mekânla kayıtlı olmayanlar vardır. Bunun en yakın misali kendi ruhumuzdur.

Organlarımızın yerleri, mekânları vardır. Bunun içindir ki, “Ciğer nerededir?” yahut, “Böbrek nerededir?” gibi sorular sorulabilir. Fakat, ruh ve onun latifeleri, duyguları hakkında bu tip sorular sorulamaz. Mesela, “Ruh nerededir, akıl nerede oturur, sevginin, korkunun, hafızanın mekânları nerelerdir?”şeklinde sorular soramıyoruz.

İnsan, maddî olan ve mekânla bağlı bulunan bedenini ölçü almak yerine, mekândan bir derece bağımsız olan, ruhlar alemini, melekleri ve tabiatta icra edilen kanunları düşünse böyle bir soruya yer kalmayacaktır.

Anne Duası


Musa Aleyhisselam bir gün: “Ya Rabbi, Cennet’te benim komşum kim
olacak, bana bildir de gidip onunla görüşeyim” dedi.
Musa Aleyhisselama söyle vahyedildi.
Falan beldeye git! Orada-çarşının başında bir kasap dükkanı var. O
dükkanın sahibi olan kasabı gör! O veli bir kulumdur. Yalnız bilesin ki, onun çok önemli bir isi vardır.Çağırırsan gelmez. İşte o senin cennetteki komşundur.
Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere gitti. Kasabı buldu ve ona:
“Ben sana misafir geldim” dedi.

Kasap Musa Aleyhisselami tanımıyordu. Ona “Hoş geldin!” deyip bir kenara
oturttu.Dükkandaki isi bitince de alıp evine götürdü. Evinin bas kösesine oturtup çok ikramda bulundu.
Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu.Ev sahibi kasabın ocakta çömlek içinde, et pişirdiğini gördü. Et pisince çömlekteki eti küçük
küçük parçalara ayırdı.Bunları bir tabağa koyup, bir kenara bıraktı. Sonra bir et parçası daha çıkartıp, onu da misafiri Musa Aleyhisselam’a ikram ederek dedi ki:”Benim önemli bir isim var. Sen beni bekleme, yemeğini ye”!
Sonra da yanından ayrıldı. Önemli bir isim var deyince, Musa Aleyhisselam, önemli isi nedir diye merak etti ve gizlice kasabı takip etti.
Kasap; Musa Aleyhisselam’ın yanından ayrıldıktan sonra, yandaki odaya geçti.Duvarda asılı duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar,
mecalsiz bir kadın vardı.Kadına küçük küçük parçaladığı etleri yedirdi. Karnini güzelce doyurduktan sonra, altındaki kirlenmiş bezleri aldı, yerine temizlerini koydu. Sonra kirli bezleri yıkayıp astıktan sonra ellerini yıkayıp Musa Aleyhisselam’in yanına geldi, daha yemeğe baslamadığını gören kasap sordu: “Niçin yemeğe başlamadınız?”

Musa Aleyhisselam: “Sen bana zembildeki sırrı söylemedikçe bir lokma bile
yemem”dedi.”Mademki merak ettin anlatayım: Ey misafir, bu zembildeki benim yaşlı annemdir. Çok yaşlı olduğu için takatten düştü. Evde bakacak başka kimsem de yok.Evleneceğim, fakat hanımım annemi incitir, onu üzer diye evlenemiyorum. İşe gittiğimde herhangi bir hayvanın kendisine zarar vermemesi için onu gördüğün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip
iki öğün yemek yediriyorum. Diğer hizmetlerini de görüp gönül rahatlığıyla isime gidiyorum”.

Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki: “Ancak anlamadığım bir şey daha
var. Sen annene yemek yedirip su içirdikten sonra,dudaklarını kıpırdatıp bir şeyler söyledi, sen de AMİN dedin. Annen ne söyledi ki amin dedin?”,
“Annem, her hizmet edişimde Allah seni Cennette Musa Aleyhisselam’a komşu
eylesin diye dua eder.Ben, hiç ihtimal vermediğim halde, bu güzel duaya amin derim. Ben kimim ki,O büyük Peygamberle komşuluk edebileyim. Onunla komşuluk edebilecek ne amelim var ki!?”

O zamana kadar kim olduğunu saklayan Musa Aleyhisselam buyurdu ki : “Ey
Allah’ın sevgili kulu, ben Musa’yim. Beni sana Allah-u Tealâ gönderdi. Annenin rızasını kazandığın için Cennet-i Â’lâyi ve orada bana komşu olmayı kazandın”.

Kasap hemen kalkıp Musa Aleyhisselamın elini öptü ve sevinç içinde yemeğini
yedi.

Namaz


Tekbir getirince kurbanlık koç gibi âlemden çıkarsın. Ey ulu , tekbirin manası şudur : “Yarabbi, huzurunda kurbanız!…” Hani koyun keserken ,”Allahu Ekber-Allahu Ekber ” dersin ya!… O ölesice nefsini keserken de bu söz söylenir. Allahu Ekber de de ; vehmî benliğinin başını kes, ki , can mahvolmaktan kurtulsun. Ten; İsmail’e, Can ; Halil’e benzer. Can, yaptırdığı bu senin bedeninde tekbir getirdiğinde; ten kesilir, yani beden kaydından çıkar, şehvetlerden, hırslardan kurtulur, besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir.
Kıyamette olduğu gibi Hak huzurunda saf tutulur . Hesaba, rabbi ile konuşup görüşmeye geçilir. Allah huzurunda gözyaşı dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer.
Hak:
- Sana bunca zamandır mühlet verdim, bana ne getirdin?… Ömrünü ne ile geçirdin , verdiğim gıdayı, ihsan ettiğim kuvveti ne uğurunda harcadın?.. Gözünü, kulağını , aklını, arşa ait bütün cevherleri harcadın… bunlara karşılık ne getirdin?… Sana kazma ve bel gibi el ve ayaklar verdim , bağışladığım bunca şeye karşılık ne var elinde, neler getirdin bana?… der.
Kıyamda iken kula gelen bu haberlerden kul utanır, iki büklüm olur, Rükûa varır. Utanmaktan ayakta duramaya kudreti kalmaz, rükûda Allah’ı tesbih eder.
Allah’tan:
- Başını kaldır, rükûdan kıyama dön de, sorulara birer birer cevap ver , fermanı gelir.
O utanan kul, rükûdan başını kaldırır,fakat olgun bir iş yapmamış olduğundan yüzüstü yere düşer. Yine emir gelir:
- Başını kaldır. Secdeden kalk da, yaptıklarından haber ver!…
Tekrar utana utana başını kaldırır ama, yine yılan gibi yüz üstü düşüverir. Hak tekrar sorar:
- Başını kaldır da söyle , kıldan kıla bütün yaptıklarını araştırmak istiyorum!…
Artık ayakta durmaya kudreti kalmadığından, Hakk’ın heybetli hitabı da canına tesir etmiş olduğundan, o ağır yükün altında ezilir , yere çöker, oturur.
Hak:
- Söyle bana ; sana nimet verdim, nasıl şükrettin?… Sermaye verdim, haydi göster kazandığını?… der.
Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selam verip :
- Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin , der.
Peygamberler:
- Çareye baş vuracak gün geçti. O , orada yapılacak bir şeydi. Elde alet oradaydı, orada kaldı. A bahtsız kişi , git oradan!.. Sen vakitsiz öten bir horozsun. Bırak bizi, kanımıza bulaşma, derler.
Bunun üzerine sol tarafa başını çevirir. Hısımından, akrabasından yardım ister. Onlar da:
- Sus!… Allah’a kendin cevap ver. Biz kim oluyoruz ki?.. Elini çek yakamızdan, derler.
Ne bu yandan bir çare olur, ne o yandan. O biçarenin canı da yüz parça olur. Herkesten ümidini keser de ellerini açar, duaya başlar :
- Yarabbi!… Herkesten ümidim kesildi. Evvel de sensin, âhir de. Senden başka önü, sonu olmayan yok!..

Ebu Bekir Sıddık

Efendimiz Sallahu aleyhi vesellem’e
bir yüzük hediye geldi. Hazreti Ebu Bekir’e (r.a.) verdi:

- Ya Atik! Bu yüzüğü bir kuyumcuya
götür de “lâ ilâhe illâllah” yazdır buyurdu.
Hazreti Ebu Bekir (r.a.)yüzüğü kuyumcuya
götürüp üzerine “Lâ ilâhe illallah
Muhammedürresûlüllah” yazdırdı.

Halbuki Rasûlullah böyle emretmemişti ama,
O Allah ismi şerifinin peygamberimizden
ayrılmasını arzu etmemişti, onun için
böyle yazdırdı. Hazreti Ebu Bekir
yüzüğü kuyumcudan alıp Resûlüllah’ın
huzuruna gelirken, Hak Teâlâ, Cebrail aleyhisselam’a :

- Yetiş, habibimin yüzüğüne
Ebu Bekir’ ismini de yaz. çünkü o
Benim ismimi habibimin isminden
ayırmayı uygun bulmadı, ben de onun
ismini habibimin isminden ayırmayı uygun
bulmam,buyurdu. Cebrail aleyhisselam
derhal yetişti ve Hazreti Ebu Bekir’in
elindeki yüzüğe ” Ebu Bekir Sıddık”
yazdı. Hazreti Ebu Beki,r Huzur-u
Saadete girip yüzüğü teslim etti.
Okuduklarında: “Lâ ilahe illallah
Muhammedürresûlüllah, Ebu Bekir Sıddık”
yazılı olduğunu görüp Hazreti Ebu Bekir’den
bu şekilde yazılmasının hikmetini sordular.

Hazreti Ebu Bekir (r.a.) yüzüğün
üzerinde kendi isminin olduğunu bilmiyordu.
çok utandı, kızardı ve başını önüne eğdi
terlemeye başladı. Orada Allah’ın izni ile
Cebrail aleyhisselâm yine yetişip Hazreti Ebu Bekir’i
müşkil durumdan kurtardı:

-Ebu Bekir’in yüzüğün üzerinde
kendi isminin yazıldığından haberi
yoktur. Allah’ın selâmı var, Habîbim
üzülmesin, buyuruyor dedi ve olanları bir bir anlattı.

Orada bulunan ashab,
Ebu Bekir Sıddık Hazretlerinin ne derece
yüksek bir mertebede olduğunu anladılar
ve gıpta ile seyrettiler…..

Namazın Kılınış Şekli

Örnek olarak sabah namazının iki rek’at farzının kılınışı resimlerle anlatılmış, erkek ve kadınların farklı hareketleri belirtilmiştir. İki rek’atli bir namazdaki hareketler ile diğer namazlardaki hareketler arasında fark olmadığından onların resimlerle anlatılmasına gerek duyulmamıştır.
Birinci Rek’at:
1) Ayakların arası dört parmak açıklıkta ve parmak uçları kıbleye doğru gelecek şekilde ayakta kıbleye dönülür.
2) İkamet getirilir. (Erkekler için)
Niyet:
3) “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir.
İftitah tekbiri:
4) “Allahü Ekber” diyerek iftitah tekbiri alınır.

RNA01 İslam GenelErkekler tekbir alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmaklar normal açıklıkta bulunur.
Başparmaklar, kulak yumuşağı hizasına gelecek şekilde eller yukarıya kaldırılır.
RNA02 İslam Genel Kadınlar tekbir alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmaklar normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırır.
Kıyam:
5) Tekbirden sonra eller bağlanır. Ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
6) Ayakta sırasıyla:
a)
Sübhaneke,
b) Eûzü-besmele,
c) Fatiha sûresi,
d) Kur’andan başka bir sûre da
ha okunur.RNA04 İslam GenelErkekler, sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar. RNA03 İslam GenelKadınlar, sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Rükû:
7) “Allahü Ekber” diyerek rükûa varılır ve burada üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-azıym” denilir. Rükû’da iken ayakların üzerine bakılır.
RNA05 İslam GenelErkekler, rükûda, parmakları açık olarak elleri ile dizlerini tutup sırtını dümdüz yaparlar. Dizlerini ve dirseklerini dik tutarlar. RNA06 İslam GenelKadınlar, rükûda, sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini (parmaklarını açmayarak) dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Rükûdan kalkış:
8)Semiallâhü limen hamideh” diyerek rükûdan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ leke’l-hamd” denilir.
RNA07 İslam Genel
Erkeklerin, rükûdan kalkıp doğrulması.
RNA08 İslam Genel
Kadınların, rükûdan kalkıp doğrulması
Secde:
9) “Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da alın ve burun yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizasında bulunur. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede burun kenarlarına bakılır. Burada üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.
RNA09 İslam GenelErkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar.
Ayaklar, parmaklar üzerinde dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
RNA10 İslam GenelKadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik halde bulundururlar.
Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
İki secde arası oturuş:
10) “Allahü Ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânellah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
RNA11 İslam GenelErkekler,sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.Rna12 İslam GenelKadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar. 11) “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.
12) “Allahü Ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.(Resim : 3-4)
RNA04 İslam Genel(Resim : 3)RNA03 İslam Genel(Resim : 4) Secdeden kalkarken: Önce baş, sonra eller, daha sonra eller dizler üzerine konularak, dizler yerden kaldırılır.
İftitah tekbirinden itibaren buraya kadar yapılanlara “bir rek’at” denir.
İkinci Rek’at:
1) Ayakta sırasıyla;
a) Besmele,
b) Fatiha sûresi,
c) Kur’andan başka bir sûre daha okunur.

2) Birinci rek’atte olduğu gibi “Allahü Ekber” diyerek rükûa varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-azıym” denilir.(Resim : 5-6)
RNA05 İslam Genel(Resim : 5)RNA06 İslam Genel(Resim : 6) 3) “Semiallâhü limen hamideh” diyerek ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ leke’l-hamd” denilir.(Resim : 7-8)
RNA07 İslam Genel(Resim : 7)RNA08 İslam Genel(Resim : 8) 4) “Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.(Resim : 9-10)RNA09 İslam Genel(Resim :9)RNA10 İslam Genel(Resim :10) 5) “Allahü Ekber” diyerek secdeden kalkılıp dizler üzerine oturulur. Burada “Sübhânellah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.(Resim : 11-12)RNA11 İslam Genel(Resim :11)Rna12 İslam Genel(Resim :12) 6) Sonra “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir.
RNA13 İslam Genel Ka’de-i ahire (Namazın sonunda oturuş):
7) “Allahü Ekber” diyerek secdeden kalkıp oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır.
8) Oturuşta sırasıyla;
a) Ettehiyyatü,
b) Allahümme salli,
c) Allahümme bârik,
d) Rabbenâ âtina… duaları okunur. (Resim : 13)
RNA14 İslam GenelErkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.(Resim : 13-14)RNA15 İslam Genel
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
Sağ tarafa selâm verilişi:
9) Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
RNA16 İslam Genel
Erkeklerin, sağ tarafa selâm verişi.
RNA17 İslam Genel
Kadınların, sağ tarafa selâm verişi.
Sol tarafa selâm verilişi:
10) Sonra başını sola çevirerek, “Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh” denilir. Böylece iki rek’at namaz tamamlanmış olur.
RNA18 İslam Genel
Erkeklerin, sol tarafa selâm verişi.
RNA19 İslam Genel
Kadınların, sol tarafa selâm verişi.
DUA
Dua ederken, eller göğüs hizasına kaldırılır. Eller göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurulur.
RNA20 İslam Genel
Dua eden bir erkek çocuğu.
RNA21 İslam Genel
Dua eden bir kız çocugu

Mutlu Bir Evlilik İçin

Kızların Mutlu Bir Evlilik İçin Dikkat Etmeleri Gerekenler

1. Bütün hal ve hareketlerimiz İslami olacak. Hayatımızı “şeytanın kanunlarına” göre, değil ‘ın (cc) ahkamına göre düzenleyeceğiz. (cc) Ku’an’da; “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, ondan bu din asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette enbüyük zarara uğrayanlardandır. ” (Ali-İmran_85) Biz bunlardan olmayacağız.
2. Ben, eşya ve altın olarak size hiçbir şart koşmuyorum. Çünkü benim için paranın hiçbir önemi yok ama geçimimiz için, namerte muhtaç olmamamız için ekonomik kazancınızı helal yoldan elde etmelisiniz. Bunun az olması, enlüks eşyaları almamanız beni üzmez. Fakat siz de benden, her şeyini gösterişe dökmüş kızların götürdüğü çeyizi istemeyeceksiniz. Sizden odalar dolusu eşya istemem, size de odalar dolusu eşya getiremem. Zaruri olan eşyalarımı getiririm. Zira Resulü dünya malına hiç önem vermemiştir. Bir hadisi şerifleri şöyledir: “Ashabtan Abdullah bin Mesud diyor ki; Resulullah’ın yanına girdiğimde bir hasır üzerinde durduğunu ve üzerine uzandığı için hasırın vücudunda iz bıraktığını gördüm. Bunun üzerine dedim ki; Ya Rasulullah! Sizi hasırdan koruması için bir yaygı, döşek getirsek olmaz mı? O da bana şöyle buyurdu; “Benim dünya ile ne ilgim var? Benim dünya ile aramdaki ilgi; bir süvarinin gelip, bir ağacın altında bir süre dinlendikten sonra, atına binip devam etmesidir. “Ve sonra şöyle dua etti; “‘ım Muhammed’in çoluk-çocuğunun yetecek kadar eyle” dedi.
3. Ben eşyaya hizmet için yaratılmadım, eşya bana hizmet etmelidir. O halde eşyam ihtiyaç kadar olmalı, israf yapılmamalıdır. Zihnimdeki ve tatbikat planımdaki en uygun dekor, Resulullah’ın evinin dekorudur. Allahu Teala bir ayetinde; “Dünya hayatı bir oyundan ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise sakınacaklar için elbette daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?” (En’am-32) demiyor mu? Meşhurdur, Hz. Ali’ye dünya nedir? diye sormuşlar, demiş ki; ” Sizi, Mevla’dan alıkoyan her şeydir. ”
Bizim evliliğimiz de, bizi Mevla’dan uzaklaştırmaktan ziyade, Mevla’ya yaklaştırmalıdır.
Aynen şu şiirin mısralarında anlatıldığı gibi. . . .
Davayı kucaklayan körpe sarmaşıklarız,
Hak yoluna baş koyan divane aşıklarız.
Dizgin vurduk zamana, dursun çağın akışı,
Ayrı bir zevk bu aşkın, gönülleri yakışı. . .

4. İslam’a göre gelin olmak ve İslam’a uygun düğün yapmak istiyorum. rızası ve Peygamber Sünneti için evlendiğimize göre en başta düğünümün ve gelinliğimin buna uymasını isterim.
5. İslam’dan taviz verirsem engellemenizi isterim. Onun için İslam’ı en iyi şekilde bilmeniz ve uygulamanız gerekir.

6. Evlendikten sonra da çalışmalarıma devam etmek isterim. Günde en az üç saat Ku’ran öğretip, vaaz vereceğim. Şimdi yapmaya çaliştığım tebliğ görevim, evlendikten sonra da devam etmeli. Allahu Teala, Ali-İmran suresnde mealen şöyle buyuruyor; “Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki; (onlar herkesi) hayra çağırsınlar. ” Biz bu cemaatın insanı olmaya çalışmalıyız.

7. Eşimden hiçbir yere gitmem, eşimden de sadakat isterim. Gece 12′lere kadar kahvede, şurda-burda gezen bir eş düşünemiyorum. Siz öyle değilsinizdir de ben şartımı söylüyorum.

8. Hatamın bana söylenmesini isterim. Benim hatam olursa, ki mutlaka olur, önce bana bildirmenizi, benden önce bir başkasının duymasını istemem.
9. Eşit saygı isterim. Kendi aile efradınıza benim nasıl saygı göstermemi istiyorsanız, ben de sizden aynı saygıyı aileme göstermenizi isterim.
10. Benim evim bir ilim yuvası olmalıdır. Her akşam en az 1 saat fıkıh, tefsir ve dini kitaplardan ders yapmayı ve evde kim varsa onların da dersimize iştirak etmelerini sağlamanızı isterim.

11. Eşimin derdini benimle paylaşmasını isterim. Onun her zaman can yoldaşı, dert ortağı olmak isterim.

12. Sadece adelet isterim. Ne benim için aile efradını, ne de ailesi için benim tarafımı tutsun isterim. Haklı kimse doğru söylemesini isterim.

13. Elimden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Yemeğimi, evimin işini elimden geldiğince yapmaya çalışacağım, bu arada yaptığım küçük hataların büyümemesini, hatamın İslam’a uygun şekilde söylenmesini isterim.
14.Helal-haram çizgisine dikkat edilsin isterim. Mahremimden başkasının yanına çıkıp oturmam. Aynı hassasiyeti eşimden de beklerim.

15.Kılık-kıyafette de İslam’a riayet edilsin isterim.
16.Evimizin rızkını helal yoldan sağlamasını ister, bir sıkıntı ve darlık çekersek için sabreder, bu konuda problem çıkarmam. Ama paramız varken de mağdur edilmek istemem, bu iyi niyetimin suistimal edilmesine müsaade etmem.

17.Saygım size bağlıdır. Namaz ve ‘ın farz kıldığı emirlerden taviz verirseniz size olan saygım azalır. Saygın biri olmak istiyorsanız, buna dikkat etmelisiniz.
18.Hayatımı ‘ın dinine adadım. Sizin de böyle biri olmanızı isterim. Bu uğurda uğrayacagımız hakaret, kötüleme, ayıplama, işkence, zulüm ve hatta cezaevi bile hadiselere sabretmeyi ve birbirimize sabrı tavsiye edip destekçi olmayı isterim.
‘ın Resulü’nün ve Ashabı’nın çektiği çileler malumdur. . . Bir örnek verecek olursak, “Sahabe artık zulüm ve işkenceden usanıyor ve Resulullah’a gelerek, müşriklere beddua etmesini istiyor. Resulullah;’Sizden önceki Müslümanların vücutları kemiklerine varıncaya kadar demir taraklarla taranarak elleri koparılırdı. Bu onları, dinlerinden vazgeçiremedi. Başları, saç ayrımından testere ile ikiye biçildi. Onlar yine dinlerinden vazgeçmediler. ‘diyeonları teskin etti. İşte biz de birbirimize destek olacak, davamız için yapılan her türlü zulme beraber göğüs gereceğiz.

19.Bana eş olmanızdan ziyade, hocam olmanızı isterim. Birbirimizi tamamlamayı ve eksiksiz bir İslam yaşantısı sergilemeyi arzu ediyorum.

20.Her şeyin tatlılıkla olmasını isterim. Olayların büyütülüp dışa yansımasından ziyade, kendi içimizde anlaşma yoluyla halletmeliyiz.

21.Her şeyi yoluna tercih etmeliyiz. İslami çalışmalarınız için, davamıza hizmet için. yolunda yarışmak için, beni ve eğer olursa çocuklarımızı engel görmemenizi ister, bizleri ‘a emanet ederek mücadeleye koşmanızı isterim.
Allahu Teala bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyorTevbe-24). Bu ayetin muhatabı olmalıyız.

22.Mihir olarak ilmimi tamamlamama yardım etmenizi ve aldığım ilmi anlatmama izin vermenizi istiyorum. Bir de mümkünse, evlendikten sonra ilk hac zamanı hacca gitmeyi mihir olarak sizden talep ediyorum.
Evet benim isteklerim bu kadar. Ağır maddi şartlar ileri sürmeyip, sizi maddi problemkerle bunaltmadığı düşünüp, ‘Bunlarda ne var canım, kolay! yaparız!’diyip de hafife almayın. Maddi taleplerde bulunmuyorum ama bu konudaki iyi niyetiminde suistimal edilmesini doğru bulmuyorum.
Maddi isteklerim yok, çünkü gün olup devran tersine dönebilir. Büyük sıkıntılarla alınan eşyaları bir gün satmak zorunda kalabiliriz. İflas edilebilir. Çok zenginken, fakir olunabilirİşte o günlerde, insanın maddi-manevi dünyasının karardığı zamanlarda dünyanın gerçek yüzünü ve mahiyetini bilen dindar ve bilgili eş imdada yetişir, beyine destek olur. Tabii benim destek olabilmem için beyimin de aynı şekilde benim bu şartlarım noktasında bana destek olması, bunları hafife almayıp gerçekleştirebilmek için mücadele etmesi ve bu sorumluluğu kaldırabilecek İslami ahlaka sahip olması gerekir.
Ve bence her şeyden önce, kurulacak yuvanın İslami yuva, İslami müessese olması gerekir. O yuvada İslami eğitim omalı ve o yuvada zamanın Firavun ve Nemrutlarına meydan okuyacak Musalar ve İbrahimler yetişmelidir.
İşte bu sebeplerden dolayı öne sürdüğüm bu şartlarım dikkatlice okunup, değerlendirilmeli ve en uygun cevap net olarak verilmelidir. “

Evliliğe sonsuzluk manasını kazandıran iman sırrına vakıf olmuş bu genç kız, bu şartları sunduğu gençle evlenir. Şu an çok mutlu ve istediği gibi bir yuva kurmanın huzurunu yaşamaktadır. Tüm genç kızlarımıza aynı mutluluk ve huzur dolu yuvalar temenni ediyoruz. SELAM VE DUA İLE. . .

Kur’an-ı Nasıl Öğrenebilirz?

Kur’an’ı nasıl öğrenebiliriz?
Belli yaşa ulaşmış insanlarımızın tipik bir gerekçesi vardır: “Ö renmeye çalıştım; ama beceremedim!”
Bir kere, “Ben asla ö renemem!” dememek gerekiyor. Böyle konuştu umuzda sadece kendimizi kandırmış oluruz. 60 yaşından sonra birçok insanın tamamını ezberleyip hafız oldu unu düşünürsek, 28 tane harfi ö renmeyi dev gibi büyütmek, konuyla ilgili sürekli yapılan menfi propagandaların tesiri altında kalmak olur. Bu iş, en başta sevmek ve niyet etmekle ilgilidir. Severek ve isteyerek yapılan işlerden netice alınamadı ını söylemek yerine “sevgi” ve “gayretimizi” sorgulamamız gerekiyor. Kur’an-ı Kerim’i okuyamıyor ve okuma gayreti göstermiyorsak, onu okumaya verilen müjdeyi bilmiyoruz demektir. Allah’ın kelamı, kurtuluşumuzun müjdesi, hayatımızın rehberi Kur’anı Kerim, bizleri bekliyor…
ÖĞRENMEK, PLAN VE GAYRETLE MÜMKÜN
Erkekler
Mahallenizdeki caminin imam ve müezzinlerine bu talebi iletin. Onların resmi olarak kurs verme yetkileri var. Bu talebinizi seve seve kabul edeceklerdir. Kur’ân’ı bilen yakınlarınızdan birinden ders alabilirsiniz..
Hanımlar
Diyanet’in kız Kur’ân kurslarında görevli bayan hocalar, Kur’an ö renme taleplerinize karşı mutlu olacaklardır. Bu imkanınız yoksa, mahallenizde, komşularınız arasında Kur’an bilen birine başvurabilirsiniz..
Program yapın
Amacınız Kur’ân’ı ö renmek olsun. Size ders verenle bir program yapın. Programınızı aksatmayın. Size ders verenlerin peşinden koşun. Onlar bu iste inizden bunalsınlar. Bu işte sakın gücenmeyin, darılmayın.

İslam Dininin Özelikleri Nelerdir

İslâm dinini, sâir dinlerden ayıran belli başlı özellikleri şunlardır: 1 - İslâmiyet, her asra ve her insana hitab eder, getirdiği esaslar insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevab verir. İslâm’ın bu cihanşümûl özelliğine Kur’an’da şu şekilde işaret olunur:
“Ey Muhammed! Biz seni BÜTÜN İNSANLARA yalnızca müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.” (Sebe’, 28).
“Ey Muhammed! De ki: ‘Ey insanlar, ben Allah’ın HEPİNİZ İÇİN GÖNDERDİĞİ Peygamberiyim’.” (el-A’raf, 158).
2 - İslâmiyet kolaylıklar dînidir. İslâm’da insanlara yapamayacakları veya yaparken zorluk çekecekleri işler yüklenmemiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de İslâm’ın kolaylık prensipleri şu şekilde ifade edilir:
“Allah, insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar…” (el-Bakare, 285)
“Rabbimiz, bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma…” (el-Bakare, 285)
“Allah, sizin için kolaylık göstermek diler, zorluk çıkarmak istemez…” (el-Bakare, 185)
Kur’an’da İslâm’ın kolaylıklar dîni olduğu bu şekilde açıklanırken Peygamberimiz de, bu hususta hadîs-i şeriflerinde şu prensipleri vaz’etmişlerdir: “Ben ancak âlemlere rahmet olarak gönderildim. Azâb için, zorluk vermek için gönderilmedim…” “Allah Teâlâ, beni sıkıntı ve zahmet verici ve bunu arzu edici olarak göndermedi. Fakat Allah beni, muallim (öğretici, bildirici) ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi…” “Dininizin en hayırlısı, en kolay olanıdır. Muhakkak ki din bir kolaylıktır…”
“Ben size neyi yasak ettiysem, ondan çekinin; size neyi emretti isem, ondan gücünüzün yettiği kadarını yapın. Sizden evvelki ümmetleri ancak mes’elelerinin ve Peygamberlerine karşı ihtilâflarının çokluğu helâk etmiştir.”
“Amelden gücünüzün yettiği kadarını yapın. Siz ibâdetten bezmedikçe, Allah da sevab vermekten bıkmaz.” “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz.” Hz. Âişe Validemiz, Resûlüllah Efendimizin bu hususla ilgili tatibkatını şu şekilde beyan etmişlerdir: “Resûlüllah (asm) iki şey arasında dilediğini tercihte serbest bırakıldı mı, günah olmadığı müddetçe muhakkak onlardan en kolayını alırdı. Eğer iş günahsa ondan halkın en uzak bulunanı Resûlüllah olurdu.” Bütün bu hadîs-i şerifler, İslâm dîninin ne derece uygulanması kolay hükümler ihtiva ettiğini göstermektedir. Cihanşümûl ve kıyâmete kadar pâyidar oluşunda, bu kolaylık anlayışının büyük yeri vardır

Sahabe kime denir?

Sahabe
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i hayatında, müslüman olarak görüp ve müslüman olarak vefat eden mübarek insanlara denir.

Tabiin
Sahabeleri gören kimseye denir.

Tebeut Tabiin
Tabiini gören kimselerdir.

Muhadram
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanında yaşadığı halde Efendimiz (s.a.v.)’i görme şerefine nail olmayan insanlara denir. (Veysel Karani ve Habeş kralı Necaşi gibi)

Hulefai Raşidin
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra halifelik yapan dört halifeye denir.
1- Hz. Ebu Bekir 2- Hz. Ömer 3- Hz. Osman 4- Hz. Ali (r.a

Aşerei Mübeşşire
Yaşarken cennetle müjdelenen on sahabeye denir…

YER YÜZÜNÜN AKAN YILDIZLARI
1 - Hz. Ebu Bekir
2 - Hz. Ömer
3 - Hz. Osman
4 - Hz. Ali
5 - Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
6 - Hz. Zeyd Bin Sabit
7 - Hz. Talha Bin Ubeydullah
8 - Hz. Zübeyr Bin Avvam
9 - Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah
10- Hz. Abdurrahman B. Avf

Garip ama GERÇEK

GARİB AMA GERÇEK
Dünya rahatlık yeri değildir ve dünyada rahatını arayan ahmaktır”
buyuran bir Peygamber…
AMA Rahatını ve keyfini herşeyin üstünde tutan bizler…

GARİP AMA GERÇEK
İsraf haramdır” Öyle ki,denizden abdest almanız gerekse,
o’nun bile suyunu israf edemessiniz.
AMA Yeryüzünün en müsrif ülkelerinden biriyiz.(İstanbulda 1 günde
çöpe atılan ekmek, Norveç’in günlük ekmek tüketimine eşittir)

GARİB AMA GERÇEK
Şekle değil ruha,kalıba değil gönüle öncelik tanıyan inanclarımız…
AMA Kurtuluşu sadece dış görünüş, sakal, bıyık ve eldisede arama gafleti.

GARİB AMA GERÇEK
Her işini düzgün yaptıkdan sonra, gerisini Allah’ahavale et”
AMA Her işi yanlış yapıp, neticesindeki eksikliği de şansızlığa bağlayan bizler.

GARİB AMA GERÇEK
Hadis:”Kimsenin namazına, orucuna bakma,parayla olan muamelesine bakınız.
AMA Para hırsından gözü dönmüş insanımız ve holdikleşmiş tebliğ cemaatleri…

GARİB AMA GERÇEK
Sık sık ölümü hatırlayınız”emri…
AMA Ölümü unutmak için mezarlıkları bile şehrin dışına taşıyan dünya sevgimiz.

GARİB AMA GERÇEK
Kul, yani abd olunuz” emri…
AMA Ve sonuçta A.B.D.’lileşmekle verdiğimiz cevap..

GARİB AMA GERÇEK
İlk emri “İkra=Oku” olan bir dine mensubuz.
AMA Nüfusumuzun %40′ı okuma yazma bilmiyor,bilenleri de tahsil
hayatlarından sonra hiç kitap okumayan yarı cahil kesimin içinde…

GARİB AMA GERÇEK
Peygamberimiz(S.A.V) buyurmuşlar ki: “Küllü müneccimin kezzap
Bütün müneccimler yalancıdır.”
AMA Evlerimizde at nalından nazar boncuğuna kadar yaygın
fal alışkanlığı ile gaipten habercilik modası…

GARİB AMA GERÇEK
Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” hadisi…
AMA Bırakınız komşusunun açlığını bilmeyi, senelerce aynı
kattaki komşu yu bile tanıma imkanını elimizden almış apartman hayatı…

GARİB AMA GERÇEK
Kötü bir adamın işinize gelmeyen doğru sözünü inkar, günahtır” hadisi…
AMA İyi bir adamın işimize gelmeyen iyi bir sözünü bile inkarcılığımız…

GARİB AMA GERÇEK
Bu gün Allah için ne yaptın”sorusu…
AMA Bugün Allah’tan başka herşey için herşey yaptım” cevabı

GARİB AMA GERÇEK
Rızkın onda dokuzu ticarette’dir” buyuruluyor…
AMA Ticareti asırlarca adeta yasaklayıp yabancıların eline bırakmış
neredeyse günah saymışız…

GARİB AMA GERÇEK
Müslüman kardeşiyle 3 günden fazlasını dargın kabul etmeyen dinimiz…
AMA Birbirini kafir ilan etme göreviyle hem-hal müslümanlar…

GARİb AMA GERÇEK
İnandığın gibi yaşamalısın” hükmü…
AMA Ayet ve hadisleri kendimize uydurma ve sahte bir rahatlıkla
avunma alışkanlığımız…

imzam7mwxo5oo9fg6 İslam Genel
“Günahta aşırı gidene söyle de hazırlansın,
Çünkü ölümün geleceği kesin.
Zaman eskitip yıpratır gençliği,
Geçip gidense gelmez geri.
Ne zamana kadar boşa vakit geçirecek genç,
Durum böyle ciddi iken…”

Yorumlar

(0) Yorum

Yorum Ekle

Hatırlatma!
Yorumunuz yönetici onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.