
Şiddet davranışı özellikle son zamanlarda okullarımızda yaygınlaşırken bir kısım öğrencilere korku, kaygı ve üzüntü yaşatmakta, öğrencilerin güvende olmadıklarını hissettirmektedir.
Okulun temel misyonu, gençleri eğitmek ve yetişkinler dünyasında etkili bir biçimde yer almaları için onlara destek olmaktır. Okulların bu misyonlarını gerçekleştirebilmeleri için, okullar, her şeyden önce öğrencilerin kendilerini güvende hissedecekleri bir yer olmalıdır. Bu nedenle okullarımız,
Okulların hem sorumlu vatandaş yetiştirmek için gereken bireysel davranış değişikliğini hem de güvenli bir öğrenme çevresi oluşturabilmek için gereken kurumsal değişimi başlatmaları beklenmektedir.(Selahattin Öğülmüş,1995) Yukarıda belirtilen okullarımızın temel misyonunu gerçekleştirebilmesi için öncelikle “okulda şiddet” ile ilgili bir takım tanımlamalar yapılması gerekir.
Okulda şiddet kavramı, (akt: Meier,2004) tarafından şu şekilde tanımlanmaktadır: Okulda şiddet öğrencilere ya da öğretmenlere yönelik olarak sınıfta ya da sınıf dışında bedensel, psikolojik ya da sosyal olarak kasten saldırı ya da müdahaledir ve bu durum bireylerde psikolojik ya da fiziksel acı yaşanmasına neden olur.
Okulda şiddet öğrencilerin birbirine kaba kuvvet kullanması şeklinde düşünülmektedir. Ancak şiddetin pek çok boyutu akla gelmelidir.
Okulda şiddet, okul danışmanına küfür etmekten, okul yöneticisine fiziksel zarar vererek sözlü tehditte bulunmaya, başka bir öğrenciyi okul koridorunda iterek düşürmeye, okulun servis sürücüsüyle kavga etmeye ya da bir öğretmeni tabancayla ya da bıçakla yaralamaya veya öldürmeye kadar uzanan farklı biçimler alabilir.(Okulda Şiddet Olgusu ve Öğrencilerin Temel Psikolojik İhtiyaçları (Glasser’in Kontrol-Seçim Kuramı, Araş. Gör. Ferudun SEZGİN-Derya BIYIK ÖZOK) Okullarda görülen şiddet davranışlarının önemli bir bölümünü oluşturan zorbalık ile ilgili yapılan araştırmalar öğrencilerin birbirlerine uyguladığı ya da öğrencilerin maruz kaldığı zorbaca davranışların hiçte küçümsenmeyecek boyutta olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum okulda zorbalıkla ilgili gerekli tespitlerin yapılmasını ve önlemlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Okullarda yaşanan olayları her zaman şiddet olayları olarak tanımlamak doğru olmayabilir. Şiddet ve zorbalık zaman zaman birbirinin yerine kullanılsa da arasında farklı özellikler vardır. Bu özelliklerden birisi, şiddetin sürekli saldırgan davranışa sahip kişilik özelliği göstermesidir. Diğer bir özellik ise şiddetin her türü zorbalık olarak algılanabilirken her zorbalık şiddet olarak algılanmayabilir (örneğin, ad takma, laf atma vb).Okul zorbalığı ile ilgili OLWEUS 1980’li yıllarda konunun önemle ele alınmasına inanarak çalışmalarına başlamıştır.1980’li yılların başında Norveç’te yaşları 10–14 arasında değişen bir grup öğrencinin okulda sistematik bir biçimde arkadaşlarının zorbalığına uğraması sonucu intihar etmeleri konunun ilk defa ciddi boyutlarda ele alınmasına neden olmuştur (Olweus, 1991).
Ülkemizde Pişkin(2003), Pişkin ve Ayas (2005) tarafından ilköğretim ve lise öğrencileri arasında yapılan araştırmalar zorbalığa uğrayan öğrencilerin küçümsenmeyecek oranlarda olduğunu göstermektedir.
Olweus, okul zorbalığını “…Bir çocuğa bir veya daha fazla öğrenci tarafından kasıtlı olarak sürekli saldırgan davranışların uygulanması ve çocuğun bu durum karşısında korumasız kalması…”şeklinde tanımlamaktadır. Çınkır ve Kepenekçi ise okul zorbalığını bir öğrenciye bilerek acı vermek, onu korkutmak veya başka bir öğrenciye acı vermek amacıyla saldırgan davranışlarda bulunmak olarak aktarmıştır.(akt. Çınkır ve Kepenekçi(2003); Johnson, Munn and Edward (1991); Eliot,(1997). Smit ve Sharp (1994)ise zorbalığı “…bir öğrencinin başka bir öğrenci tarafından kurban olarak seçilip ona kötü hoş olmayan şeyler söylemesi, itmesi, tekme atması, tehdit etmesi, bir yere kapatması, kötü yazılar göndermesi, onunla asla konuşmaması…” olarak tanımlamaktadır. Tanımlara bakıldığında zorbalığın ; “saldırgan davranış biçimi”, “kasıtlı olarak zarar verme” ve “sürekli olarak tekrar eden bir eylem içermesi” dikkati çekmektedir. Zorbalık kavramında zarar verici davranışların sürekliliği ve güç dengesizliği unsurları dikkat çekicidir. Ayrıca saldırının herhangi bir nedene bağlı olmaması ve saldırganı tatmin etmesi dışında elde edilen bir şeyin olmaması da bu faktörlere eklenebilir. (Besag,1995:3-4 ;akt:Dölek ) Zorbalıkla ilgili araştırmacılar arasında tam bir tanım birliği olmadığı görülmektedir. Ancak en sık kullanılan tanım Olweus’(1987)un tanımıdır. “Bir kişi, diğer bir kişi veya kişiler tarafından kasıtlı tekrarlı ve en azından bir süre devam eden olumsuz davranışlarla karşı karşıya bırakılıyorsa bu kişinin zorbalığa uğradığı söylenebilir”.Olumsuz davranışlar niyetli olarak bir kişiyi inciten rahatsız eden veya bunu yapmaya çalışan davranışlar olarak açıklanmıştır. Bu tanım rastgele saldırgan davranışı zorbalıktan ayırmamızı sağlar .Zorbalık bir kurban üzerinde yoğunlaşan “tekrarlı olumsuz davranışlardır, zorbalıkta fiziksel bilişsel güç dengesizliği vardır. (akt: Kartal- Bilgin,Griffin and Gross,2004).
Zorbalık; fiziksel ( örneğin, vurma, tekmeleme), sözel(isim takma vb)olarak doğrudan ya da dolaylı şekillerle uygulanabilir. Doğrudan zorbalık itme, vurma, alay etme, tehdit etme, sahip olduklarına zarar verme şeklinde açık bir saldırıyla gerçekleşir. Dolaylı şekilde zorba kurban karşılaştırması gerektirmeyen ancak doğrudan saldırganlık kadar zarar verici olduğu görülen sosyal gruptan dışlama, dedikodu yayma, utandırma gibi davranışlarla gerçekleşir.(akt:Bilgin-Kartal,Conner,1998)
Ülkemizde akran zorbalığı ile ilgili olarak çalışmalar yapan Metin Pişkin, zorbalığın türlerini aşağıdaki gibi sıralamıştır:
ZORBALARIN ÖZELLİKLERİ
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Metin Pişkin zorba öğrencileri şöyle tanımlar:
“ Zorba öğrenciler; kendilerini koruyamayacak durumda olan öğrencileri döverek ,tekme atarak, tokat vurarak, iterek, çekerek, sözlü olarak sataşarak,hoşa gitmeyen ad ve lakap takarak ,alay ederek , küçük düşürücü sözler söyleyerek, dedikodu ve söylenti çıkarıp yayarak, para ya da eşyalarını zorla alarak, almaya çalışarak, tehdit ederek, eşyalarına zarar vererek , arkadaş grubundan dışlayıp yalnızlığa terk ederek ya da bunlara benzer başka söz ve eylemlerde bulunarak rahatsız ederler.”
Zorbaca davranış gösteren öğrencilerin anne babaları hakkında yapılan bazı çalışmalara göre; zorbalar sert disiplin teknikleri aracılığıyla ve bedensel ceza alarak yetiştirilmişlerdir(akt:Bilgin-Kartal;Corney&Merrill,2001).
Olweus (1980), anne babaların kullandığı saldırgan disiplin tekniklerinin ve ailelerin saldırganlığa gösterdiği esnekliğin çocukta saldırgan davranışın ortaya çıkma riskini artırdığını savunmuştur.
Bernstein ve Watson (1997) anne babaların çocuklarının tepkisel ve baskın karakterlerine ek olarak model olma yoluyla saldırgan davranışın artmasına neden olduklarını öne sürmüştür.Aynı zamanda bu yazarlar zorbaların empatik gücünün çok zayıf olduğunu bulmuştur.
Corney ve Merrill (2001) zorbaların kendine güvenlerindeki yetersizliği bu yolla telafi etmeye çalıştıklarını söylemiştir. Ayrıca zorbalığın mutsuzluk, okulu sevmeme ve hatta depresyon ile ilişkisi hakkında kanıtlar vardır .
Rigby ( 1994) iki tür zorba olduğunu öne sürer. Biri saldırgan zorba, ikincisi pasif zorbadır. Pasif zorbanın niyeti kötü olmayabilir, ancak zorba bir grubun üyesi olduğunda kendisini koruyabileceğini düşünür ve grubun etkin olmayan üyesi olur .
KURBANLARIN ÖZELLİKLERİ
Kurbanların fiziksel olarak zayıf, kendine güvenlerinin düşük, diğer çocuklardan daha duyarlı, kaygılı mutsuz ve çekingen olduğuna inanılır.(akt:Bilgin-Kaplan; Marano,1995)
İki tür kurbandan söz edilmektedir. Birincisi pasif kurbandır. Bunlar utangaç, duyarlı, güvensiz ve aşırı korunmuş çocuklardır. Zorbalığa ağlayarak ya da kaçınarak tepki verirler. Ve bu durumdan çok etkilenirler.
Kışkırtıcı kurbanlar ise daha az tanınırlar. Bunlar aynı zamanda saldırgan özellikler de gösterirler. Daha güçlü olanlar tarafından zorbalığa uğratılırken, kendinden daha güçsüz olanlara ise zorbalık yaparlar.
ZORBALIĞIN ORTAYA ÇIKIŞ BİÇİMLERİ
Zorba öğrencilerin eylemleri farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:
ZORBALIĞA İLİŞKİN YANLIŞ ALGI , İNANÇ VE DÜŞÜNCELER
Okullarımızda meydana gelen pek çok olay basit bir anlaşmazlık gibi görülüp akran zorbalığının olabileceğinden şüphelenilmeyebilir. Okullarda zorbalığın tespit edilememesi kurbanın yeni saldırılara maruz kalmasına neden olabilir.
Zorbalığın nedenleri konusunda pek çok görüş olmasına karşın bu nedenlerden biri de zorbalığa ilişkin yanlış inanç, algı ve düşüncelerdir. Bu yanlış algı ve düşünceleri değiştirmeden zorbalık olgusuna ilişkin davranışları değiştirmek hemen hemen olanaksız gibi görünmektedir.
Gerek ülkemizde gerekse dünyanın pek çok ülkesinde yapılan araştırma bulguları zorbalık olaylarının ciddiye alınabilecek oranda olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin Norveç’te %10 Olweus (1993), A.B.D.’de %10 (Nansel, 2001), Kanada’da %21 (Bentley ve Li, 1995) olduğu, Portekiz’de %20 ile %22 arasında (Tomas de Almeida, 1999), İtalya’da %28 (ortaokul) ve %40 (ilkokul) olduğu (Genta ve ark.,1996) Yunanistan’da ise %15 ile %30 arasında değiştiği bulunmuştur (Kalliotis, 2000; Andreou, 2001; Pateraki, 2001).
Ülkemizde ise Pişkin (2003) tarafından ilköğretim öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada haftada en az bir kez fiziksel zorbalığa uğrayan öğrenci oranının %26, sözel zorbalığa uğrayan öğrenci oranının %34, dolaylı zorbalığa uğrayanların oranının %21 ve eşyalarına zarar verilen öğrenci oranının ise %11 olduğu bulunmuştur. Lise öğrencileri üzerinde Pişkin ve Ayas (2005) tarafından yapılan araştırmada ise yine haftada bir kez sözel zorbalığa uğrayan öğrenci oranının %12, sözel zorbalığa uğrayanların ise %7 olduğu saptanmıştır.
Yukarıda özetlenen araştırma bulguları, zorbalığa uğrayan öğrenci oranlarının hiç de küçümsenemeyecek boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır.
Zorbalık; istismar, ayrımcılık, şiddet, aşağılama, fiziksel taciz, cinsel taciz gibi aynı kategoride olan söz ve eylemlerdir. Bireyin gelişimini olumsuz etkilemekle kalmaz hatta ciddi psikolojik travmalara bile neden olabilir. Zorbalığın öğrencilerde kaygı, kızgınlık ve çaresizlik duygularını arttığı, depresyon neden olduğu, çocukların okulu sevmemelerine, sıkça devamsızlık yapmalarına ve başarılarında düşüşe neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca zorbalığa uğrayan öğrencilerin kendilerini değersiz hissetmelerine, bazen intihara kalkışmalarına neden olduğu, hatta çocukluk yıllarında yaşanan zorbaca davranışların etkisinin bazen yetişkinlikte bile devam ettiği bilinmektedir (Ma, Stewin ve Mah, 2001; Pişkin, 2002).
Bu nedenle “zorbalık büyüme ve gelişmenin doğal bir parçasıdır”, “zorbalığa uğrayan öğrencilerin yaşam güçlükleriyle baş etme becerisi gelişir”, “zorbalığa uğrayan öğrenciler belki bir süre acı çekerler ama yapılanlar zamanla unutulacağından pek de önemli değildir” biçimindeki görüşler doğru değildir. Çünkü insanlar acı çekerek değil, mutlu olarak büyüme ve gelişmeyi hak ederler.
Başkalarını rahatsız ederek, onların acı çekmesinden zevk almak normal sağlıklı bireylerin düşüncesi olamaz. Böyle düşünen ve davranan bireylerin empati becerisinin yeterince gelişmediği söylenebilir.
Bu felsefe zorbalık yapmayı alışkanlık haline getiren kimselerin yaydığı görüşlerdir. Zorba öğrenciler yaptıklarının yetişkinlere anlatılmasını istemezler. Böylece kendilerini güvenceye almak isterler. Dolayısıyla zorbalık yapan bir öğrenciyi yetişkinlere şikayet etmek ispiyonculuk değil, tam tersine yapılması gereken bir davranıştır. Benzeri biçimde “zorbalıktan şikâyet eden öğrenciler ana kuzusudur” ve “zorbalıktan şikayet edenler kırılgan kimselerdir” gibi zorba öğrencilerin yaydığı düşüncelerin ciddi bir temeli yoktur.
Bir eylemin zorbalık olması için mutlaka fiziksel saldırı içermesi gerekmez. Bir öğrencinin hoşuna gitmeyen, onu inciten her türlü isim ve lakapla anılması onun sosyal ve kişilik gelişimini olumsuz etkileyeceğinden bir tür zorbalıktır.
Zorbalığa uğrayan öğrencilerin bu tür söz ve eylemlerden ne kadar olumsuz etkilendikleri dikkate alındığında bu durum masum görülmemelidir. A.B.D.’de yapılan bir araştırmada öğrencilerin yaklaşık %7’sinin ayda en az bir kez zorba öğrencilerden korktukları için okula gitmedikleri saptanmıştır (Banks, 1997). Bir başka araştırmada zorbalığa uğrayan öğrencilerin %90’ının okul notlarında bir düşüşün yaşandığı bulunmuştur (Hazler, Hoover ve Oliver, 1992). Ülkemizde Pişkin (2003) tarafından ilköğretim öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada da kurbanların %79’unun bazı günler okula gelmekten korktukları, %36’sının okul sevgilerinin önemli oranda azaldığı bulunmuştur.
Zorbalığı masum görmek okulda yaşanan zorbaca söz ve eylemleri kabul edilebilir eylemler olarak görmek, dolayısıyla zorbalığı önleme konusunda atılması gereken adımları geciktirmek anlamına gelmektedir.
Zorba öğrenciler kolay hedefler oldukları için genellikle pasif ve çekingen öğrencileri tercih ederler. Bu nedenle mağdur öğrencilere pasif ve edilgen tepkiler vermelerini önermek zorbalığı önlemede başvurulacak etkili bir strateji değildir.
Bazı yetişkinler çocuklarına zorbalığa uğradıklarında dişe diş mücadele etmelerini, kavgadan çekinmemelerini önermekte, “biri sana saldırdığında sen de ona saldırmalı ve anlayacağı dilden karşılık vermelisin” biçiminde öğütlerde bulunmaktadırlar. Bir yanlışı başka bir yanlışla düzeltemeyeceğimize göre bu görüşe katılmak mümkün değildir.
Araştırma bulguları zorbalığa uğrayan mağdurların sadece küçük bir bölümünün kışkırtıcı olduğunu ortaya koymaktadır (Fitzgerald, 1999). Bu nedenle kurbanların çoğunu kışkırtıcılıkla suçlamak, “zorbalığa uğrayanlar mutlaka bunu hak edecek bir şeyler yapmışlardır” ya da “zorbalık yapıldığında zorba kadar kurban da suçludur” gibi görüşleri savunmak doğru değildir.
Bazı öğrencilere yaptıkları eylemlerden dolayı yaptırım gerekebilir ancak bu durum hiç kimseye zorbalık yapılmasını haklı gösteremez.
Her ne kadar fiziksel zorbalık daha çok erkek öğrenciler arasında yaygınsa da, kız öğrencilerin de zorbalık yaptığı bilinmektedir. Hatta pek çok araştırma bulgusu sözel zorbalık ile dışlama-yalnızlaştırma türü dolaylı zorbalıkların kız öğrenciler arasında oldukça yaygın olduğunu ortaya koymaktadır (Pateraki, 2001; Pişkin, 2003; Stevenson ve Smith, 1989).
Araştırma bulguları bu görüşün doğru olmadığını, okul yıllarında zorbaca eylemlerde bulunan öğrencilerin yetişkinlikte de yasal olarak suç sayılan eylemlere karıştıklarını ortaya koymaktadır. Örneğin Olweus (1993) 6. ve 9. Sınıf öğrencileri arasında zorba olduğu saptanan öğrencilerin %60’ının 24 yaşına gelene kadar en az bir kez, % 35-40’ının ise en az üç kez bir suçtan dolayı mahkemelik olduğunu saptamıştır. Görülüyor ki zorbalığı okul yıllarında engelleyemezsek bu çocuklar yetişkin olduklarında da hem kendilerine hem de topluma zarar verip, yük olmaya devam edeceklerdir.
Bu konudaki diğer bir yanlış inanış da, yetişkinlerin çocuklar arasındaki zorbalıklara müdahale etmemeleri gerektiği ve zorbalık yapanları öğretmen ya da idareye şikayet etmenin sorunu daha da büyüteceği biçimindedir. Oysa araştırma bulguları mağdur öğrencilerin genellikle daha güçsüz ve daha çekingen olduklarını ortaya koymaktadır (Schuster, 1996; Slee ve Rigby, 1993). Bu çocuklardan sorunlarını sadece kendilerinin çözmelerini beklemek onları daha güçlü olan zorbaların merhametine bırakmak demektir. Bu nedenle bir yandan zayıf öğrencilerin kendi ayakları üzerinde durmalarına yardım ederken diğer yandan yetişkinlerin soruna el atmaları ve mağdurlara destek olmaları kaçınılmazdır ( Pişkin,M.2006 ) .
ZORBALIĞIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ
Okul zorbalığının hem zorbalar hem de kurbanları üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Araştırmalar, okullarda zorbalığa maruz kalan çocuklarda fiziksel, psikolojik ve sosyal olmak üzere değişik olumsuz etkilerinin olduğunu göstermektedir. Rigby (2003; aktaran: Kepenekçi ve Çınkır, 2006 ) okul zorbalığının çocukların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini dört başlık altında incelemektedir. Bunlar aşağıda verilmiştir.
Kurbanlarda ;psikolojik, akademik ve sosyal beceri sorunları görülme olasılığı zorbalığa uğramayanlara göre daha yüksektir.
Okul zorbalarının uzun süre tacizine uğrama yalnızca okul döneminde değil ; kurban öğrencilerin yaşamları boyunca etkisinde kalabilecekleri olumsuz psikolojik ve duygusal travmalara yol açabilir.Zorba öğrencilerin tekrarlanan davranışları , kurban öğrencilerin bir çoğunda korku ve çaresizlik duygularının ortaya çıkmasına neden olabilir(Pepler,Connolly ve Craig,2000).Gilmartin’s (1987)’in yaptığı bir çalışmada hiç evlenmeyen erkeklerin utangaç davranışlarını okul zorbalarının saldırılarına uğramanın bir sonucu olarak ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir.(Koç, 2006)
Akran zorbalığı; uygulananın psikolojisine olumsuz etkisinin yanında bu olaylara tanık olan çocuklarda da hafif düzeyde psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Zorbalık davranışlarına şahit olan çocuklar:
Etraflarında olup biten şiddet davranışlarından dolayı mutsuzluk, üzüntü, korku, umutsuzluk gibi olumsuz duygulara sahip olabilirler. (Güvenir,2006)
NACİYE SARI / UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN
Bu makale tamamen özgün içerik olup, sesli sohbet sitemiz olan www.yildizsesli.com da yayınlanmaktadır.



Sitemize girişte sorun yaşıyorsanız veya ilk defa giriş yapıyorsanız buraya tıklayın.
Son Yazılar

Popüler Konular

Son Yorumlar

Bağlantılar
