Toplama Bilgisayar
Toplama Bilgisayar Nedir?
Herhangi bir bilgisayar üretici marka tarafından size sunulan hazır bilgisayar seçenekleri sizin beklentilerinizi karşılamayabilir. Bu durumda, parçaların özelliklerini ve markalarını tek tek seçerek, istediğiniz özelliklere sahip bir bilgisayarı elde edebilirsiniz. Bu şekilde, bilgisayarınızın parçalarının teknik bilgi sahibi bir kişi tarafından monte edilmesi ile ortaya çıkan bilgisayarlar “toplama bilgisayar” olarak adlandırılırlar.
Toplama bilgisayar almak daha iyi midir?
Bu sorunun bir cevabı yoktur. Eğer markalı olarak satılan ve sizin gereksinimlerinizi karşılayabilecek bir bilgisayar varsa, servis olanakları daha hızlı ve yaygın olabileceği için onu tercih edebilirsiniz. Ancak, markalı olarak satılan hazır bilgisayar modelleri, her zaman gereksinimlere tam karşılık verememektedir, bu durumlarda toplama bilgisayar edinme yoluna gitmek daha uygun olabilir.
Toplatacağınız bilgisayardan ne bekliyorsunuz?
Toplama bilgisayar macerasına girişmeden önce ilk yapmanız gereken, bilgisayara neden gereksinim duyduğunuzu ve bilgisayarınızın ne tür programları çalıştırmasını istediğinizi net bir şekilde ortaya koyun. Sadece internete girmek için kullanılacak, sadece oyun amaçlı kullanılacak, mühendislik ve mimarlıkta kullanılan çizim programlarını çalıştıracak ya da sadece ofis programlarını çalıştıracak bilgisayarlar birbirlerinden çok farklı donanımlara ihtiyaç duyarlar. Doğru parçaları satın alabilmek için, ilk yapmanız gereken bilgisayarınızla ne tür işlemler yapacağınızı tespit etmektir.
Arkadaşlarınızla konuşun. Sizle aynı gereksinimlerden ötürü bilgisayar aldığını düşündüğünüz arkadaşlarınızla konuşun. Onların tecrübelerinden faydalanın. Belki sizin aklınıza gelmeyen, ya da onların bilgisayar alma süreçleri esnasında öğrendikleri şeyleri size aktarma şansları olur.
Güvenilir parça satıcıları bulun. Mümkünse birden fazla, güvenilir parça satıcısı bulun. Bu satıcılara, bilgisayarınızda yapacağınız işlemleri anlatın ve bunlar için size önerebilecekleri parçaları sorun. (Örneğin: “Ben “x” oyununu çalıştırabilecek bir bilgisayar istiyorum, ekran kartı olarak ne önerirsiniz?” gibi) Size önerdikleri parçaların modellerini ve fiyatlarını ayrı birer kağıda yazın. Birden fazla satıcı ile görüşmeniz durumunda, hem hangi parçaların daha uygun olduğu konusunda bilgi sahibi olursunuz, hem de parçaların fiyatları arasında karşılaştırma yapabilirsiniz.
Bilgisayarı sizin için toplayacaklar mı?
Parçaları satın alacağınız satıcının parçaları sizin için monte edip etmeyeceğini, edecekse bunun için bir bedel talep edip etmeyeceğini öğrenin.
PC - Bilgisayar Tasarımları
“Tahtadan da bilgisayar mı olurmuş canım?” diyenlerdenseniz, bu haberimiz tam size göre…
EcoGeek adlı bir topluluk, tahtadan yapılmış en ilgi çekici bilgisayar ve aksesuarları bir araya toplayarak sundu; biz de sizlere sunuyoruz. Her tarafın yapay plastik ve metal ile kaplandığı bu günlerde, bu tarz çözümlerin sunulması da hoş olabilirdi diye düşünmedik değil…
Tahta Bilgisayarlar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
![]()
Tahta Bilgisayar
Gigabyte’tan Yeni Teknolojiler
AMD 780G yonga setini destekleyen yeni GA-MA78GPM-DS2H anakartını duyuran Gigabyte, GDDR5 bellekli GV-R4800 serisi ekran kartlarına da devam ediyor.
Hem anakart hem de ekran kartı ürün yelpazesinde yeni ürünlerini tanıtan Gigabyte, 128 MB yerleşik DDR3 SidePort bellek içeren AMD 780G destekli anakartı GA-MA78GPM-DS2H ile dikkat çekiyor. Yüksek bant genişliğine sahip Hyper Transport 3.0 ile üstün performans sağlayan 4+1 güç fazı tasarımlı GA-MA78GPM-DS2H, temelinde DirectX 10, Shader Model 4.0 ve OpenGL 2.0 destekli bir ATI Radeon HD 3200 grafik çekirdeği barındırıyor.
ATI Hybrid grafik teknolojisini de destekleyen ürün, HDCP desteği ile de yüksek çözünürlüklü medyaları kesintisiz oynatmanıza olanak tanıyor.
![[Resim] [Resim]](http://img354.imageshack.us/img354/4018/gigabytema78gpmob0.jpg)
HD 4800 Serisine Yeni Üye
İkinci nesil 55 nm üretim işlemli ve GDDR5 bellekli ATI Radeon HD 4800 grafik işlemcisine sahip GV-R487-512H-B ve GV-R485-512H-B, yüksek bant genişliği gerektiren oyunlar için TeraScale grafik motoru, CrossFireX, UVD-2 ve PowerPlay gibi birçok yeni grafik teknolojisi içeriyor. Gigabyte GV-R4800 serisinin üyeleri olan iki model de, DirectX 10.1 ile Shader Model 4.1 desteğine olanak tanıyor.
![[Resim] [Resim]](http://img354.imageshack.us/img354/5049/gigabytehd4870ep8.jpg)
Ses Kartı
Ses kartları günümüz bilgisayarlarının vazgeçilmez bir bileşenidir. Hemen hemen tüm bilgisayarlarda ses kartı vardır ve sanırım herkes ses kartınınne işe yaradığını biliyordur. Ama ben yinede anlatayım. Ses kartı, bilgisayardan gelen dijital haldeki sesleri, hoparlörün anlayabileceği şekildeki elektriksel formata çevirmekle görevlidir. Bunun için bir ses kartı, gerekli ses verilerini içeren dosya ve yazılımlar, bir CPU ve bir hoparlör yada kulaklık gereklidir. Örneğin bir MP3 parçası dinlemeye kalktığımızda; MP3 Player’ımızı açtık, çalmak istediğimiz parçayı seçtik. CPU gerekli dosyayı yerinden alır ve işlemeye başlar ve aynı yolla işlediği verileri ses kartına veriyolları aracılığı ile gönderir. Şimdi ses kartının yapması gereken, verileri hoparlörün anlayacağı türden sinyallere çevirmektir. Dikkat ettiyseniz tüm bileşenler belirli görevler için oluşturduysa da tüm bilgisayar bileşenlerinin temelde prensipleri aynıdır.
Önceden ses kartları anakart üzerinde onboard yani anakartla bitişik olarak bulunurdu. Bu tür ses kartları günümüzde de çoğu anakartta bulunmaktadır. Bu sayede bir ses kartı masrafından kurtuluruz. Fakat bu tür ses kartlarından yüksek verim beklemeyin. Diğer bir tür ses kartı da PCI slotuna bağlanan türdür. Çoğu ses kartı bu türdendir. Böyle ses kartlarından, onboard sen kartlarına nazaran daha çok verim alınır. Creative gibi öncü fimalar ise çıkartmış olduğu Platinium serisi ses kartları ile, ses kartı standartlarlarına yeni bir boyut getirmiştir. Bu seri ses kartlarında, hem PCI slotundan bağlanan ses işlemcisi hem de enstrumantel araçlarının PC’ye daha rahat bağlanabilmesi için kasanın ön tarafına monte edilebilen bir bağlantı aparatı bulunmaktadır.
Nedir bu ses kartı standardı?
Her bileşende olduğu gibi ses kartlarında da belli başlı bazı standartlar vardır. Bunlardan en çok bilineni Sound Blaster’dır. Sound Blaster hepimizin sık duyduğu bir kavramdır. Özellikle Creative firmasının ürettiği ses kartları bilhassa Sound Blaster standardını kullanmaktadır. Creative marka bir ses kartına sahip değilseniz bile bu standart sizin için çok önemlidir. Diğer marka ses kartları da belli etmeseler bile bu standardı desteklemektedirler. Bu Sound Blaster standardı bir çok oyun ve yazılım tarafından desteklenmektedir. Bu standart sayesinde 3D Sound yani 3 Boyutlu Ses daha çok kendini belli etmektedir. Bu ses düzeni sayesinde özel teknikler sayesinde ses etrafı sarıyormuş hissi veriliyor.
Peki Ses Terimleri Nelerdir?
Elbette ses kartı hakkında da değişik terimleri olacaktır. Bunlar ses kartları için çok önemlidir. İşte bunlardan en yaygın olanları:
MIDI: Musicial Instrument Digital Interface Türkçe karşılığı Müzik Endüstrisi Dijital Arabirimi olan MIDI adından anlaşılacağı gibi müzik endüstrisinde kullanılan bir standarttır. Bilgisayarlar dolayısıyla ses kartları ile müzik aletleri arasında kurulan bağlantılarda kullanılan ortak kuralları içerir. Böylece ses kartı ve müzik aleti, bu ortak kurallar yardımıyla uyumlu ve sorunsuz çalışır. Her ses kartı MIDI standardını desteklemektedir.
Wave Table: Ses kartları dijital verileri ses dalgasına dönüştürme sırasında wave table yani dalga tablosunu kullanırlar. Dalga tablosu enstrumental verilerin dijital kodlarını içinde barındırmaktadır. Böylece gelen dijital ses sinyalinin hangi enstumanın hangi sesine ait olduğu bulunur ve hoparlöre o ses iletilir.
MP3: Günümüzde inanılmaz derece ilgi çeken ses sıkıştırma formatı olan MP3 diğer dosya sıkıştırma formatları gibi özel bir yazılım yardımıyla işlenebilmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanı Winamp yazılımıdır. MP3’ler çalınırken sıkıştırılmış veriler açılır, çalınır ve çalınan bölümler daha sonra yeniden kapatılır. Günümüzde en çok kullanılan ses formatlarından birisidir. Bunda internet üzerinden bedava (aynı zamanda yasadışı) dağıtılmasının büyük rolü vardır.
Dolby Digital: Yüksek kalitedeki ses uygulamalarında (özellikle DVD uygulamalarında) kullanılmaktadır. Beş, altı veya daha fazla kanal ses desteği vermektedir. Bunlardan ilk üçü sağ, sol ve merkez hoparlörler, ikisi arka sağ ve sol hoparlörler, diğeri ise subwoofer vs. içindir. Surround ses sitemi olarak da adlandırılır.
Dizüstü Bilgisayar (Notebook/Laptop)
Dizüstü Bilgisayar Nedir?
Dizüstü bilgisayar, sürekli hareket halinde olan ve bu hareketi esnasında bilgisayara ihtiyaç duyan, daha çok iş insanları ve öğrenciler için üretilmiş bir bilgisayar türüdür. Günümüzde genellikle 2-4 kg. ağırlığında ve şarj edilebilen pilleri sayesinde birkaç saate kadar elektrik bağlantısı olmadan da çalışabilmektedirler.
Dizüstü bilgisayar mı, laptop bilgisayar mı, notebook bilgisayar mı, taşınabilir bilgisayar mı?
Aslında bunların hepsi aynı kavramı anlatan sözcükler. Türkçe olan dizüstü bilgisayar ifadesini kullanmak en uygunu.
Dizüstü bilgisayar mı, masaüstü bilgisayar mı?
Aynı özelliklere sahip masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar arasında genellikle kayda değer bir fiyat farkı vardır. Dizüstü bilgisayarlar aynı işlemleri, daha hafif, daha az elektrik tüketen ve hacim olarak daha küçük parçalarla yaptıkları için masaüstü bilgisayarlardan daha pahalıdırlar. Eğer bilgisayara gereksinim duyduğunuz zamanlarda yeriniz sabitse, dizüstü bilgisayar almanız uygun olmayabilir. Ancak günlük yaşantınız bir koşuşturmaca içinde oradan oraya gitmekle geçiyorsa ve bu sırada bilgisayarda yapmanız gereken şeyler oluyorsa, dizüstü bilgisayar tercih etmeniz daha uygun olacaktır.
Dizüstü Bilgisayar alırken nelere dikkat etmeliyim?
Bilgisayarlar söz konusu olduğunda, bilgisayar alırken göz önünde tutacağınız bütün etkenleri burada sıralama olasılığı yoktur. Farklı ihtiyaçlar nedeniyle farklı modeller göz önüne alınabilir:
Ağırlık: Daha önce hiç dizüstü bilgisayar kullanmadıysanız, yarım ya da bir kiloluk bir ağırlık farkının zaman zaman ne kadar önemli olabileceğini tam olarak fark edemeyebilirsiniz. Özellikle yoğun günlerde, ya da bir yerden yere yürüyerek gitmek durumunda kaldığınız günlerde, ağırlık ciddi bir sorun haline gelebilir. Bu nedenle bütçeniz el verdiği ölçüde hafif bir modeli tercih etmeye çalışın.
Pil ömrü: Dizüstü bilgisayarlar hem elektriğe bağlanarak çalıştırılabilirler, hem de içlerindeki şarj edilebilir pil sayesinde birkaç saate kadar bir elektrik kaynağına bağlanmadan da çalıştırılabilirler. Çalışmalarınız esnasında pille çalışmanızı gerektirecek en yüksek süreleri tespit edebilirseniz, gereksinimize uygun pil ömrü olan bir model tercih etme şansınız olur. Pil ömrünün uzaması maliyeti arttıran bir faktördür, ve ihtiyacınızdan daha uzun pil ömrüne sahip bir dizüstü bilgisayarla bütçenizi sıkıştırmak istemeyebilirsiniz.
Sabit sürücü boyutu: Çalışmalarınız esnasında ne büyüklükte bir sabit sürücünün size yeteceğini kestirebilirseniz, gereğinden büyük bir sabit sürücü alarak bütçenizi sıkıştırmaktan kaçınabilirsiniz. Sabit sürücü büyüklüğü, dizüstü bilgisayarda maliyet yaratan başlıca unsurlardandır.
Ekran boyu: Ne büyüklükte bir ekranın sizin için iyi bir çalışma ortamı olacağını mutlaka düşünün. Eğer ekran rahat çalışmanıza olanak verecek kadar büyük olmazsa, dizüstü bilgisayar yatırımınız boşa gidebilir, bu nedenle bu nokta üzerine düşünmeniz çok önemlidir.
Başka?
Başkası dizüstü bilgisayar satıcılarında
Dizüstü bilgisayar satıcılarına gereksinimlerinizden bahsederseniz, sizin için uygun bir model belirlenmesine yardım edeceklerdir.
Bluetooth
Bluetooth (ing.) endustri standardı kablosuz WPAN (Wireless Personal Area Network).
Kablo bağlantısını ortada kaldıran kısa mesafe radyo frekansı(RF) teknolojisinin adıdır. Bluetooth bilgisayar, çevre birimleri, ve diğer cihazların birbirleri ile kablo bağlantısı olmadan görüş doğrultusu dışında bile olsalar haberleşmelerine olanak sağlar. Bluetooth teknolojisi 2.4 ghz ISM frekans bandında çalışmakta olup, ses ve veri iletimi yapabilmektedir. 721 kbps’a kadar veri aktarabilen bluetooth destekli cihazların etkin olduğu mesafe yaklaşık 10 ile 100 metredir.
Araba kullanırken rahat konusmanın yanında güvenli sürüş imkanıda sağlayan araç kitleri ile yolculuk yaparken konforlu bir şekilde iletişim kurulabiliyor.
Telefona hiç dokunmadan konuşma imkanı Bluetooth ürünlerinin en önemli özelliği. Markası ne olursa olsun yeni telefonda Bluetooth özelliği olması yeterli. Telefondaki uyumluluk garantisi sayesinde, telefon değiştiğinde araç kitinide değiştirmek gerekmiyor.
Bluetooth araç kitleri aracın bir yerine zarar vermeden monte edilerek aracın müzik sistemine entegre oluyor, veya montaj gerektirmesizin aracın çakmak prizine takılarak hemen kullanılıp araçtan araca kolayca taşınabiliyor.
Bluetooth ve kızılötesi ile kablosuz aktarımın yanı sıra kablosuz ağ desteği de sunan avuc ici bilgisayarlar(PDA), aynı zamanda cep telefonu olarak da kullanılabiliyor. Bunun için satılan CF-Sim adaptörlerini kullanabileceğiniz gibi, kızılötesi ve bluetooth üzerinden de cep telefonu ile iletişim kurabilirsiniz. Ayrıca bu şekilde GPRS bağlantısı da kurmanız mümkün. Eğer çalıştığınız bölgede kablosuz bir ağ varsa, PDA ile bu ağa girebilir ve bu ağdaki interneti paylaşabilirsiniz.
1994 yılında Bluetooth Ericsson firması tarafından geliştirildi, cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz birbirine bağlamak ve iletişim kurmak için.
Bluetooth özelliği bulunan cihazların finansal çıkar sağlama amacıyla, kişisel gizli bilgileri ele geçirmeye yönelik tehditlere maruz kalabilirler. Phishing saldırılarıda ciddi güvenlik riski taşıyor.
Mobil cihazları hedefleyen kötü amaçları kodların hem sayısında hem de ciddiyetinde artış olması bekleniyor. Özellikle Bluetooth özelliği bulunan cihazların açıklarını araştıran birçok grup bulunmakta.
AMD 6 ve 12 çekirdekli Opteron
AMD 6 ve 12 çekirdekli Opteron’ları duyurdu
Sunnyvale (CA) - AMD sunucu işlemcileri yol haritasını tek kalıpta (die) 6 ve çift kalıpta 12 çekirdekli Opteron işlemcilerle güncelledi. Shanghai dört çekirdeklilerle beraber tanıtılacak yeni işlemciler 45 nm süreçle üretilecekler
Bu yıl içerisinde Nehalem işlemcilerle gelecek olan Intel’e karşı AMD 2006 yılında olduğundan daha hazırlıklı görünüyor. Sunucu tarafında AMD şu anki Barcelona’dan daha yüksek başarım ve verim getirecek, 45 nm süreçli yeni dört çekirdekli Shangai işlemciler ile Intel’in karşısına dikilecek.
Başkan Randy Allen’ın belirttiğine göre Shanghai eski Barcelona’dan yaklaşık %20 hızlı olacak. İşlemci şu anki Soket F (1207) altyapısına da uygun olacak, ancak L3 önbellek 6 MB ile üç katına yükseltilecek, 3-yollu HT3 ve 800 MHz DDR desteği de eklenecek. AMD’nin iddiasına göre yeni işlemcilerin boştaki güç tüketimi 65 nm kardeşlerinden %20 daha düşük olacak.
Örnekleri sunucu üreticilerine gönderilmiş olan 45 nm tabanlı yongaların üretimine bu yılın sonuna doğru geçilecek ve ürünler 2009 ilk çeyrekte bizlerle birlikte olacak. 2009′un ikinci yarısında AMD tek kalıpta (die) 6 çekirdek barındıran, kod adı “İstanbul” olan işlemciyi de tanıtmayı tasarlıyor. İki ve dört soketli altyapılara da takılması öngörülen işlemcinin saat hızı dört çekirdeklilerden daha düşük olacak.
Tümüyle yeni bir altyapının ise 2010 yılında tanıtılması bekleniyor. “Maranello” adındaki yeni altyapıyla AMD DDR3 belleğe ve dört yollu HT3′e geçecek. Çok soketli altyapılarda 6 çekirdekli “Sao Paulo” kod adındaki 6 MB L3 önbellekli, yeni bir güç yönetim sistemine sahip işlemcilerle beraber, çift kalıp (die) üzerinde 12 çekirdekli “Magny Cours” kod adlı, 12 MB L3 önbellekli işlemcileri de göreceğiz. Her iki işlemci de 45 nm süreçle üretilecek. Şu an için AMD’nin Nvidia yongasetlerine uzak durduğu belli çünkü açıklamada işlemcilerin RD890S ve RD870S kuzeyköprüsü ve SB700S güneyköprüsü kullanacağı belirtildi.
Keskin görüşlü okuyucularımız üretim tarihlerinden huylanmış olabilirler. 45 nm seri üretimine 2008 yılı sonlarına doğru geçilecek olması AMD’nin bu teknolojiyi Intel’den bir yıl geç uygulamaya koymuş olacağını gösteriyor. Intel ilk 32 nm işlemcilerini 2009 yılı sonunda tanıtacağını belirtmişken, AMD yeni Sao Paulo ve Magny Cours işlemcilerinin 2010 yılında, 45 nm süreçle üreteceğini açıklayarak, 32 nm AMD ürünlerinin en iyi olasılıkla 2010 ikinci yarısında aramızda olabileceğini belli ediyor. Bu durum AMD’nin Intel’in peşini bırakmadığını ancak hamle yapmak niyetinde olmadığını da gösteriyor.
Randy Allen bize gönderdiği yanıtta bunların sunucu pazarına yönelik ürünler olduğunu ve AMD’nin tüm ürün çeşidine ilişkin çıkarımlar yapmak için erken olduğunu bildirdi. Diğer yandan güvendiğimiz kaynakların neredeyse hepsi AMD 45 nm ürünler için bu yılın sonunu işaret ediyorlar. Elbette Intel’in 2009 32 nm özünü tutup tutmayacağı ve AMD’nin herhangi bir 32 nm ürünle gelip gelmeyeceğini söyleyebilmek için 2010 uzak bir tarih. Ancak açık olan şu ki AMD 2006 yılında vermiş olduğu sözleri tutuyormuş gibi görünmüyor.
AMD şimdilik Barcelona dört çekirdekleriyle hayatta kalmaya çalışıyor ve elbette başarılı oldukları düşük güç tüketimi konusunu Intel’e karşı sürekli ön plana çıkarıyor. Allen’ın öne sürdüğüne göre AMD’nin 75 W tasarımlı Opteron 2356’sı, Intel (45 nm) 80 W Xeon 5440′ından boştayken %20, yüksek yükte %14, tam yükte %10 daha tasarruflu çalışıyor. Opteron’ların rakibine göre başarımının %13 daha yüksek olduğu da öne sürülüyor.
Bu iddialar beş ayrı SPEC ölçümü ve akışkanlar mekaniği ölçümlerine dayanıyor. Bu ölçümler genelde işlemcilerin çok dar bir özelliğine yönelik olduklarından sonuçların oldukça değişken olabileceğini de belirtelim. AMD SPECompMBase2001 için %19, SPECfprate_base2006 %13 ve SPECfprate_2006 için %19 başarım fazlası olduğunu öne sürse de son iki ölçümü daha kanıtlayabilmiş değil. Diğer yandan resmi SPEC sonuçları Intel Xeon 5440 sistemlerin sözkonusu Opteron 2356 sistemlerden %26-29 oranında hızlı olduğunu da ortaya koyuyor.
Bilgisayar Nedir? Bilgisayar Hakkında
Bilgisayar
Bilgisayar, belirli komutlara göre veri işleyen bir makinedir.
Bilgisayarlar çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla güç tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak hâle geldiler. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri olarak tanıdılar ve bilgisayar kavramı ile özdeşleştirdiler.
Ancak, günümüzde en yaygın olarak kullanılan bilgisayar türü, gömülü bilgisayarlardır. Gömülü bilgisayarlar küçük boyutlu olup genelde diğer aygıtların denetiminde kullanılırlar. Savaş uçaklarında, çamaşır makinelerinde hatta oyuncaklarda da bulunurlar.
İstenilen programı kayıt edip istenilen zamanda çalıştırabilmeleri bilgisayarları çok yönlü kılıp hesap makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu çok yönlülüğün matematiksel ifadesidir, ve herhangi bir bilgisayarın bir diğer bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, bellek ve zaman kısıtı olmadığı takdirde hepsi aynı görevleri yerine getirebilirler.
Tarihçe
Bilgisayar tanımının esnekliği ve zaman içerisindeki değişim süreci dolayısıyla ilk bilgisayarı saptamak güçtür. Geçmişte bilgisayar olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımı hak etmemektedirler.
Başlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaştıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuğu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M.Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Ortaçağ sonundaki yeni bilimsel keşifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliştirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) aittir.
Ancak, programlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiç biri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki işlemi özdevinimleştirmek (otomatikleştirmek) adına ürettiği delikli kartlar ise bilgisayarların gelişme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk programlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının sağladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime işleyişini uyarlayabiliyordu.
1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik makine) koyduğu, ilk tam programlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.
Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe işlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde bağlı olduğu işletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda bilişim donanım ve kuramlarının gelişimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya başlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boşluk tüpleri ve teletip aygıtları.
20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.
1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı gelişmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayar’ın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluşundan (1937) sonra gerçekleşebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aşağıdakiler sayılabilir:
- Konrad Zuse’nin “Z makineleri”. Z3 (1941) ikili sayı tabanına dayalı işleyip, gerçel sayılar ile işlem yapabilen ilk makinedir. 1998 yılında Z3′ün Turing uyumlu olduğu kanıtlanmış ve böylece ilk bilgisayar unvanını edinmiştir.
- Atanasoff-Berry Bilgisayarı (1941) boşluk tüplerine dayalı olup, ikili sayı tabanının yanı sıra, sığaç tabanlı bellek donanımına sahipti.
- İngiliz yapımı Colossus Bilgisayarı (1944), kısıtlı programlanabiliriğine (kurulabilirliğine) rağmen, binlerce tüp kullanımının yeterince güvenilir bir sonuç verebileceğini göstermiştir. 2. Dünya Savaşı’nda Alman silahlı kuvvetlerinin gizli iletişimlerini çözümlemek için kullanılmıştır.
- Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar.
- ABD Ordusu tarafından geliştirilen ENIAC (1946), onluk sayı tabanına dayalı olup ilk genel kullanım amaçlı eletronik bilgisayar unvanına sahiptir.
ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliştiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı program mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleştirdiği bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliştirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuşan ENIAC’a ise EDVAC adı verildi.
Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu hâle gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısı ile bu tanıma göre geçmişteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel bağlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü değişiklikler geçirmiş olsa da, çoğunluğu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.
Boşluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiş bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970′lere varıldığında tümleşik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroişlemcilerin geliştirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir başarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaşandı. 1980′lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başlamışlardı. Yine aynı dönemde, kişisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990′lardaki bilgisunarın (Internet) gelişimi ile de bilgisayarlar artık televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmişlerdir.
Yapı
Von Neumann mimarisine göre bilgisayarlar başlıca dört bileşenden oluşurlar: aritmetik mantık birimi (AMB), denetim birimi (DB), bellek ve girdi çıktı (G/Ç). Bu dört kesim kendi aralarında taşıt (veya yollar) ile bağlıdırlar. Aritmetik mantık birimi ile denetim biriminin yanı sıra yazmaçlar, işlemciyi (ayrıca Ana işlem birimi ve Merkezi işlem birimi) oluştururlar.
Aritmetik Mantık Birimi (AMB)
Aritmetik mantık birimi işlemci içerisinde iki tür işlemi yerine getirmek ile yükümlüdür, sayısal ve mantıksal işlemler. Herhangi bir AMB tarafından desteklenen sayısal işlemlerin sayısı ve türü işlemciye göre farklılık gösterir. Bazıları sadece toplama ve çıkarma ile sınırlıyken, diğerleri trigonometrik işlevler bile destekleyebilirler. Ancak en karmaşık görevler bile basit adımlara indirgenebildiğinden en basit işleçleri bile destekleyen bir AMB bunları hesaplayamayı başarabilir.
Sayısal işlemler dışında AMB, mantıksal işleçler de kullanabilir. Boole cebiri’nin temel işlevleri (VE, VEYA, ÖZEL VEYA, DEĞİL) sayesinde karmaşık mantıksal önermeleri hesaplayabilir. Yeni nesil AMB’ler ise doğrudan yöney ve dizeyler üzerinde işlem yapmayı desteklemektedirler.
Denetim Birimi (DB)
Denetim birimi (veya denetçi), işlemci içerisindeki yer alan kesimlerin doğru çalışmaları için yönlendirilmeleri ile yükümlüdür. Birincil görevi, çalıştırılan programın her komutunu çözmek ve işlemci içerisinde kullanılabilecek sinyallere çevirmektir. Bunun dışında çalıştırılan programın hangi komutunda bulunulduğunu da tutan program sayacının içerir. Son dönem bilgisayarların denetim birimleri, söz konusu programın komut sırasını değiştirip hızlandırabilen yapılara sahiptirler.
Bellek
Bir bilgisayarın belleği, sayılar içeren bir hücreler bütünü olarak düşünülebilir. Her hücreye yazılabilir ve içeriği okunabilir. Her hücrenin kendisine özel bir bulunağı (adresi) vardır. Bir komut örneğin 34 sayılı hücrenin içeriğini 5.689 sayılı hücre ile toplayıp 78. hücreye yerleştirmek olabilir. İçerdikleri sayılar herhangi bir şey olabilir, sayı, komut, bulunak, harf, vb. İçeriğinin doğasını ancak onu kullanan program belirler. Günümüz bilgisayarlarının çoğunluğu veriyi kaydetmek için ikili sayıları kullanır ve her hücre 8 bit (yani bir bayt) içerebilir.
Kişisel bilgisayar:
1) Ekran
2) Ana kart
3) İşlemci (CPU)
4) Bellek (RAM)
5) Genişletme Kartları (PCI-X, AGP, vb.)
6) Güç Kaynağı
7) Optik Disk Sürücü (DVD, CD, vb.)
Sabit Disk
9) Klavye
10) Fare
Dolayısıyla bir bayt 255 farklı sayıyı ifade edebilir, bunlar ancak 0 dan 255′e veya -128 den +127′ye olabilirler. Yan yana yerleşmiş birden fazla bayt kullanıldığında ise (genelde 2, 4 veya
çok daha büyük sayıların kaydedilmesi mümkün olur. Çağımız bilgisayarlarının bellekleri milyarlarca bayt içermektedirler.
Bilgisayarlarda üç adet bellek türü bulunur. İşlemci içerisinde yer alan yazmaçlar, son derece hızlı ancak çok sınırlı sığaya sahiptirler. İşlemcinin çok daha yavaş olan ana belleğe olan erişim gereksinimini gidermek için kullanılırlar. Ana bellek ise Rastgele erişimli bellek (REB veya RAM, Random Access Memory) ve Salt okunur bellek (SOB veya ROM, Read Only Memory) olmak üzere ikiye ayrılır. RAM’a istenildiği zaman yazılabilir ve içeriği ancak güç sürdüğü sürece korunur. ROM ise sadece okunabilen ve önceden yerleştirilmiş bilgiler içerir. Bu içeriği güçten bağımsız olarak korur. Örneğin herhangi bir veri veya komut RAM’da bulunurken, bilgisayar donanımını düzenleyen BIOS ROM’da yer alır.
Son bir bellek alt türü ise ön bellektir (cache memory). İşlemci içerisinde yer alır ve yazmaçlardan büyük sığaya sahip olmanın yanı sıra ana bellekten de hızlıdır.
Girdi/Çıktı (G/Ç)
G/Ç bir bilgisayarın dış dünyadan veri alışverişinde bulunmak için kullandığı araçtır. Yaygın olarak kullanılan girdi birimleri arasında klavye ve fare, çıktı için ise ekran (veya görüntüleyici, monitör) ve yazıcı sayılabilir. Sabit ve optik diskler ise her iki görevi de üstlenirler.
Bilgisayar Ağları
1970′lerde ABD’li mühendisler ordu içerisinde yürütülen bir tasarı çerçevesinde bilgisayarları birbirleri ile bağlayıp (ARPANET), günümüzde bilgisayar ağı olarak bilinen yapının temellerini attılar. Zaman içerisinde bu bilgisayar ağı, ordu ve akademik birimler ile de sınırlı kalmayıp genişledi ve bugün milyonlarca bilgisayar içerden Bilgisunar (Internet veya Genel ağ) oluştu. 1990′lara gelindiğinde ise, İsviçre’nin CERN araştırma merkezinde geliştirilen Küresel ağ (World Wide Web, WWW) adlı iletişim kuralları, e-posta gibi uygulamalar ve ethernet gibi ucuz donanımsal çözümler ile bilgisayar ağları yaygınlık kazandılar.
Programlama Dilleri
Programlama dilleri yazılımları geliştirmek ve çalışmalarının ayrıntılarını belirlemeyi sağlarlar. Doğal dillerin aksine, bu diller sadece yazılmak üzere ve herhangi bir belirsizliğe izin vermeyecek biçimde tasarlanmıştırlar. Geliştirilen yazılımın bilgisayar tarafından çalıştırılabilmesi için önce makine diline çevirilmesi gerekir, ve bu aşama için bir derleyici veya yorumlayıcı kullanılabilir.


barış





