YILDIZSESLI
    SESLİ SOHBET
    Son Yorumlar
    Sponsorlar
Spor Dünyası
Ana Sayfa » Spor Dünyası » Spor Dünyası
Yazar: AGLAMAZ | (0) YorumYorum Ekle
Son Güncelleme: 23 Temmuz 2008, Çarşamba

17 Mayıs 2000-17 Mayıs 2008 Tam 8 Yıl Oldu | Unutma Unutturma ! | Unutmadık !!

2000 UEFA Kupası Finali, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın Parken Stadyumu’nda, 17 Mayıs 2000 tarihinde UEFA Kupası 1999-2000 sezonu şampiyonunu belirleyecek maçta, Türk kulübü Galatasaray ile İngiliz kulübü Arsenal arasında oynanmıştır. Avrupa ve Türk futbol tarihinde ilk kez bir Türk kulübü, Avrupa kupalarında finale yükselme başarısı göstermiştir. Normal süresi 0-0 biten maçta seri penaltı atışlarına geçilmiş, atışlar sonucu 4-1′lik galibiyet skorunu elde eden Galatasaray, kupayı kazanmıştır. Aynı zamanda, ilk kez bir Avrupa kupası kazanan ve final oynayan Türk takımı olup, milenyum ve yeni yüzyılın UEFA Kupası şampiyonu olmuştur. Maç, 38.919 biletli seyirci tarafından izlenmiştir.

1970 yılında da UEFA Kupası’nda final oynayan Arsenal, kupayı ilk kez müzesine götürmüştür. O zamanki adıyla Fuar Şehirleri Kupası olan kupayı, Arsenal, Belçika’nın RSC Anderlecht takımını eleyerek kazanmıştır. İlk maçında Belçika’da 3-1 yenilen Arsenal, ikinci maçta ise İngiltere’de 3-0 galip gelerek kupayı müzesine götürmüştür. 1994 yılında ise UEFA Süper Kupası maçında AC Milan’la ilk maçta 0-0 berabere kalarak, rövanş maçında ise 2-0 yenilerek kupayı kazanamamıştır. Bu finale ise 1999-2000 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda B grubunda üçüncü olarak gelmiştir.


Tarihinde bir Türk takımını ilk kez finallere götürmeyi başaran Galatasaray ise, 1999-2000 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda H grubunda üçüncü olarak gelmiştir. UEFA Kupası’nda yoluna devam etmesinin ardından sırasıyla Bologna, Borussia Dortmund, RCD Mallorca ve Leeds United A.F.C. takımlarını eleyerek finale kadar gelmiştir. Özellikle Leeds United A.F.C. takımı ile oynadığı ilk maçta, İngiliz 2 taraftarın hayatını kaybetmesi sonucu deplasman maçına Galatasaray taraftarı alınmamıştır. İlk maçında Ali Sami Yen stadında 2-0 yendiği Leeds United ile, rövanş maçında 2-2 berabere kalan Galatasaray, finale yükselmiştir.

Konu başlıkları

# 1 Finale giden yol

* 1.1 Galatasaray SK
* 1.2 Arsenal F.C.
* 1.3 Eleme Turu

# 2 Maç öncesinde yaşanan problemler
# 3 Maç topu
# 4 Maçın özeti

* 4.1 İlk yarı
* 4.2 İkinci yarı
* 4.3 Ekstra uzatma devreleri
* 4.4 Penaltılar
* 4.5 Kupa töreni

# 5 Maç detayları

Galatasaray SK

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi H grubunda üçüncü olarak gitmeye hak kazandığı UEFA Kupası’na 3.turdan girdi. Bu turda, İtalya’nın güçlü ekibi Bologna ile 23 Kasım 1999 tarihindeki ilk maçta Bologna’da karşılaşan Galatasaray, 68. dakikada Giuseppe Signori’nin golüyle 1-0 geriye düştü. Fakat 83. dakikada Ümit Davala’nın ortasına kafayla çıkan Hakan Şükür durumu 1-1 yaparak, İstanbul’da oynanacak ikinci maç için Galatasaray’a avantaj sağladı. 9 Aralık 1999 tarihindeki ikinci maç için avantaj sağlayan Galatasaray, taraftarınında desteğini alarak maça hızlı başladı. Henüz 4. dakikada Hasan Şaş, kaleci Gianluca Pagliuca’nın yanından topu ağlara göndererek 1-0′lık üstünlüğü sağladı. 4 dakika sonra ise Nicola Ventola durumu 1-1 berabere getirdi. 29. dakikada ise Emre Belözoğlu’nun 30 metreden sol ayağı ile ceza sahasına yaptığı ortayı değerlendiren Ümit Davala, Galatasaray’ı bir kez daha öne geçirdi. Kalan dakikada daha atak oynayan Bologna, golü bulamayınca, maç Galatasaray’ın 2-1′lik üstünlüğüyle bitti ve tur atlayan takım Galatasaray oldu.

4.turda ise Galatasaray’ın rakibi Almanya’nın Borussia Dortmund takımı oldu. İlk maçını Westfalenstadion’da, 2 Mart 2000 tarihinde oynayan Galatasaray, gurbetçi taraftarların desteğinden fazlasıyla yararlandı. İlk yarım saatte Galatasaray’ın birçok atağını kaleci Jens Lehmann kurtardı. 32. dakikada ise, Arif Erdem’in pasını iyi değerlendiren Hakan Şükür, Lehmann’ı avlayarak Galatasaray’ı 1-0 öne geçirdi. İlk yarının bitmesine 1 dakika kala, Suat Kaya pasını Gheorghe Hagi’ye doğru verdi. Dortmund savunmasını şaşırtan Hagi, güzel bir vuruşla topu ağlara göndererek Galatasaray’ı 2-0 öne geçirdi. Maçın 90 dakikası 2-0′lık skorla Galatasaray lehine bitti ve çeyrek final için avantaj sağlandı. 9 Mart 2000 tarihinde Ali Sami Yen stadında oynanan rövanş maçı bol pozisyonlu geçti. Taraflar 90 dakika sonucunda birbirine üstünlük sağlayamayınca, Galatasaray çeyrek finale giden takım oldu.

Çeyrek finalde Galatasaray’ın rakibi İspanya’nın o zamanki formda ekiplerinden RCD Mallorca olarak belirlendi. 16 Mart 2000 tarihindeki ilk maç, İspanya’nın ünlü sahil kenti Mallorca’da oynandı. İlk maç için daha avantajlı gösterilen RCD Mallorca, evinde çok büyük bir hayal kırıklığına uğradı. 44. dakikada Arif Erdem’in aşırtma golüyle 1-0 öne geçen Galatasaray, ikinci yarıya daha atak başladı. 48. dakikada Emre Belözoğlu’nun aşırtma golüyle 2-0′lık skoru bulan sarı-kırmızılar 58. dakikada yine bir aşırtma vuruşla, Hakan Şükür ile golü buldu. Bu gol, aynı zamanda, Hakan Şükür’ü, Avrupa’da en fazla gol atan Türkler sıralamasında gol kralı yaptı. 65. dakikada ise Okan Buruk, Mallorca kalecisi Leo Franco’yu çalımlayarak skoru 4-0 yaptı. Bu golden itibaren stadı boşaltmaya başlayan Mallorca taraftarları taşkınlıklar yaratmayada başladı. 79. dakikada ise Kamerunlu oyuncusu Lauren Etame Mayer ile golü bulan RCD Mallorca, skoru 4-1 yaptı. Kalan sürede başka gol olmayınca Galatasaray, 4-1′lik skorla ikinci maç için çok büyük bir avantaj sağladı. 23 Mart 2000 tarihinde oynanan rövanş maçında Ali Sami Yen tribünleri tıklım tıklım dolmuştu. 34. dakikada Capone’nin defansın arkasından sıyrılarak attığı golle Galatasaray 1-0 öne geçti. 46. dakikada ise Hakan Şükür, RCD Mallorca’lı defans oyuncularını da ıskaladığı topu altı pas çizgisi üzerinden ağlara gönderdi ve durumu 2-0′a taşıdı. 63. dakikada Alvarez’in sağ taraftan yaptığı ortayı Galatasaray defansı engelleyemeyince, Juan Carlos Valerón sağ ayağıyla plase vuruşla topu ağlara gönderdi. Kalan sürede başka gol olmayınca, Galatasaray toplamda almış olduğu 6-2′lik skorla yarı finale yükseldi.

Galatasaray’ın yarı finaldeki rakibi İngilizlerin o zamanki güçlü ekiplerinden Leeds United A.F.C. idi. İlk maç 6 Nisan 2000 tarihinde Ali Sami Yen stadında oynandı. Tribünlerin tamamiyle dolduğu bu maça çok iyi hazırlanan Galatasaraylı futbolcular ve taraftarlar, herkese muhteşem bir akşam yaşattılar. Maça çok hızlı başlayan sarı-kırmızılılar 13. dakikada Arif Erdem’in yaptığı ortaya kafayla yükselen Hakan Şükür ile öne geçip durumu 1-0′a getirdiler. Bu golden sonra morali iyice bozulan Leeds United, ataklarını sürdürdü. Fakat Claudio Taffarel’in kalesindeki yüksek performansı gole izin vermedi. 44. dakikada ceza alanı içinde oluşan karambolde Capone, topu savunmadan sökerek yerden sert vurdu. Kaleci Martyn’e de çarpan top ağlarla buluştu ve Galatasaray durumu 2-0′a getirdi. İlk yarı bu skorla bitti. İkinci yarı, Leeds United ve Galatasaray’ın yaptıkları ataklar sonuç vermeyince, maç 2-0 Galatasaray’ın üstünlüğüyle bitti. Final maçı için çok büyük bir avantaj yakalayan Galatasaray, Leeds’e moralli gitti. Ancak, İstanbul’da ki UEFA Kupası yarı final maçından önce çıkan olayda iki Leeds United’lı taraftar bıçaklanarak öldürüldü. Olayların daha fazla tetiklenmemesi nedeniyle, UEFA tarafından Leeds’teki rövanş maçına Galatasaray taraftarı alınmaması kararlaştırıldı. 20 Nisan 2000 tarihinde Elland Road stadında oynanan rövanş maçında, önceki maçta bıçaklanarak öldürülen 2 taraftar için saygı duruşunda bulunuldu. Tüm futbolcular maça kollarına siyah bant takarak çıktılar. Maça daha önceki maçlarda olduğu gibi çok hızlı başlayan Galatasaray, henüz 5.dakikada, Hakan Şükür’ün ceza sahası içinde yere düşürülmesiyle bir penaltı kazandı. Topun başına geçen Gheorghe Hagi kaleci Martyn’i mağlup ederek Galatasaray’ı 1-0 öne geçirdi. 16. dakikada ise korner atışı kullanan Leeds United, Norveçli golcüsü Eirik Bakke’nin kafa golü ile durumu 1-1′e getirdi. 42. dakikada, Hakan Şükür, 5 kişiden sıyrılarak attığı muhteşem golle durumu 2-1 yaptı. İlk yarı bu skorla tamamlandı. İkinci yarıda daha atak olan Leeds United, 67. dakikada yine korner atışından Eirik Bakke’nin kafa golüyle skoru 2-2 yaptı. Kalan sürelerde Emre Belözoğlu veHarry Kewell ‘ın peşpeşe oyundan kırmızı kart görerek atıldılar.Hakem Lubos Michel’in bitiş düdüğüyle, Galatasaray toplamda 4-2′lik skorla finale yükseldi.
“ Kasım 1999′da Avrupa’da bahisçiler, Galatasaray’ın UEFA 2000 kupasını alma ihtimalini, 1′e 250 olarak hesapladı. Ama burada, ’de kimileri için tek bir ihtimal vardı… Leeds United maçından önce Avrupa’da ihtimaller, 1′e 16′ya düşmüştü. Ama burada, kimileri için hala tek bir ihtimal vardı…

Arsenal F.C.

Arsenal de, Galatasaray gibi, Şampiyonlar Ligi B grubunda üçüncü olarak gitmeye hak kazandığı UEFA Kupası’na 3.turdan girdi. Bu turda Fransa’nın FC Nantes Atlantique takımıyla karşılaşan Arsenal, 25 Kasım 1999 tarihinde, İngiltere’de oynadığı ilk maçını Marc Overmars’ın 13. dakikada penaltıdan bulduğu golle, 81. dakikada Nigel Winterburn ve 90. dakikada Dennis Bergkamp’ın golleriyle 3-0 kazandı ve ikinci maç için Fransa’ya avantajlı gitti.9 Aralık 1999 tarihinde Fransa’nın Nantes kentinde oynanan rövanş maçına, Nantes Atlantique takımı hızlı başladı. 13. dakikada Antoine Sibierski’nin golüyle öne geçen Nantes, 24. dakikada Gilles Grimandi’nin golüne engel olamadı ve Arsenal, durumu 1-1′e getirdi. 31. dakikada Fransız golcüsü Thierry Henry ile ikinci golüde bulan Arsenal, 42. dakikada Marc Overmars ile durumu 3-1 yaptı ve ilk yarı bu skorla bitti. İkinci yarı daha etkili bir oyun oynayan Nantes, 58. dakikada Antoine Sibierski ile tekrar golü buldu ve durumu 3-2′ye geldi. 79. dakikada durumu 3-3 yapan Marama Vahirua’nın golü, Nantes’a yetmedi. Maçın sonucunda tur atlayan taraf Arsenal oldu.

4.turda ise Arsenal’in rakibi İspanya’nın güçlü ekibi Deportivo La Coruña oldu. İlk maç 2 Mart 2000 tarihinde İngiltere’de Highbury Stadyumu’nda oynandı. Maça çok hızlı başlayan Arsenal, henüz 5. dakikada Lee Michael Dixon ile golü buldu. 29. dakikada Thierry Henry ile skoru 2-0 yapan Arsenal, devre arasına bu üstünlükle girdi. 54. dakikada Djalma Feitosa Dias Djalminha ile penaltı atışından golü bulan Deportivo, durumu 2-1 yaptı. 67. dakikada sahneye bir kez daha çıkan Thierry Henry, 78. dakikada golü bulan Nijeryalı yıldız Nwankwo Kanu ve 82. dakikada Hollandalı golcü Dennis Bergkamp ile maç 5-1, Arsenal’in üstünlüğüyle sona erdi. 9 Mart 2000 tarihinde İspanya’daki rövanş maçında, tribünlerde büyük boşlukların olması dikkat çekti. İlk yarı golsüz sonra ererken, oyundaki temponun yavaş olmasıda gözlerden kaçmadı. 62. dakikada Thierry Henry ile golü bulan Arsenal durumu 1-0 yaptı. 68. dakikada Victor Onopko, durumu 1-1 berabere getirdi. 90. dakikada Ivan Perez ile golü bulan Deportivo, maçı 2-1 kazanmasına rağmen, toplam skorlarda rakibine 6-3′lük skor üstünlüğü sağlayan Arsenal, adını çeyrek finale yazdırdı.

Çeyrek finalde Arsenal’in rakibi Almanya’nın SV Werder Bremen ekibi oldu. İlk maçı 16 Mart 2000 tarihinde İngiltere’de oynayan iki rakip, mükemmelin üzerinde bir oyun sergilemedi. 20. dakikada Thierry Henry’nin ayağından golü bulan Arsenal, 76. dakikada İsveçli golcüsü Fredrik Ljungberg ile durumu 2-0′a getirdi ve maç bu skorla tamamlandı. 23 Mart 2000 tarihinde Almanya’nın Bremen kentinde oynanan maça rakibine göre daha avantajlı çıkan Arsenal, golleride erken buldu. 8. ve 25. dakikada İngiliz golcüsü Ray Parlour’un ayağından 2 gol bulan Arsenal, 41. dakikada Werder Bremen’in golcüsü Marco Bode’nin golüne engel olamadı. İlk yarı 1-2′lik skorla, Arsenal’in üstünlüğüyle sona erdi. İkinci yarıda goller karşılıklı olarak gelmeye başladı. 59. dakikada Thierry Henry ile Arsenal durumu 3-1 yaptı. Bundan 1 dakika sonra ise, Werder Bremen, Rade Bogdanovic ile durumu 3-2 yaparak az da olsa umutlandı. 70. dakikada tekrar sahneye çıkan Ray Parlour maçtaki 3.golüne imza atarak, hat-trick yaptı. Kalan sürede başka gol olmayınca, Arsenal 2-4′lük galibiyetle ve toplamda 6-2′lik skorla yarı finale yükseldi.

Yarı finalde Arsenal’in rakibi, Fransa’nın formda ekiplerinden RC Lens oldu. İlk maçını 6 Nisan 2000 yine İngiltere’de oynayan Arsenal, 2. dakikada Dennis Bergkamp’ın ayağından bulduğu golle maçı 1-0 kazandı ve tur için ümitlerini arttırdı. Böylece UEFA Kupası’nda oynadığı bütün ilk maçları kendi evinde oynamış oldu. 20 Nisan 2000 tarihinde oynanan rövanş maçında, ilk yarının bitmesine 3 dakika kala 42. dakikada Thierry Henry ile golü bulan Arsenal, 72. dakikada eski Beşiktaş futbolcusu Pascal Nouma’nın attığı golle durumun 1-1 olmasını sağladı. 87. dakikada son sözü söyleyen Nwankwo Kanu, Arsenal’i finale taşıdı.

Eleme Turları

elemeturlarmf3 Spor Dünyası

Maç öncesinde yaşanan problemler

Bu maçın öncesinde ise Kopenhag’ın Tivoli meydanında olaylar çıkmıştır. Final maçından bir gece önce Türk ve İngiliz taraftarlar arasında çıkan olaylardan sonra maça saatler kala Kopenhag’ın ünlü Tivoli Meydanı yine savaş alanına döndü. Alkollü İngiliz taraftarlar, Türk taraftarlara saldırınca olaylar büyüdü. Önceki gece çıkan olaylara rağmen tamamen etkisiz kalan Kopenhag polisi, holiganların Türklere saldırmasından ve olaylar iyice büyüdükten çıktıktan sonra meydana gelebildi. İngiliz taraftarlar Türk televizyon ekiplerine saldırırken meydana gelen polis, göz yaşartıcı bomba atarak kalabalığı dağıttı.

Maç topu

tricolore98final Spor Dünyası

Bu maç için, Adidas’ın Tricolore topu tercih edilmişti. O zamanlar, teknoloji pek gelişmediğinden dolayı, üzerine herhangi bir dekoratif işleme yapılmamıştı. Bu top aynı zamanda, 1998 FIFA Dünya Kupası’nda da kullanılan top modeliydi.

Maçın özeti

Final maçına kadar, Galatasaray ve Arsenal takımlarında, UEFA Kupası 1999-2000 sezonu itibariyle, 2 tane gol kralı bulunuyordu. Galatasaray’da attığı 6 gol ile Hakan Şükür, Arsenal’de ise attığı 7 gol ile Thierry Henry bu ünvanları ellerinde bulunduruyorlardı.

Galatasaray, bu maç için, iç saha maçlarında sıkça kullandığı beyaz formayı tercih etmişti. Arsenal ise, daha çok deplasman maçlarında kullandığı sarı formayı giyerek maça çıkmıştı. Türk taraftarlar, beyaz formanın, Galatasaray’a uğur getirdiğini düşünüyorlardı. Çünkü kazandığı maçların tümünde beyaz formayı giymişlerdi

Final maçının oynandığı Parken Stadyumu

parken1yl3 Spor Dünyası

Kapı 3′ten açılış seramonisi görüntüsü

Ceremony_in_UEFA_Cup_2000_final Spor Dünyası

Arsenal karşısına çıkan Galatasaray 11′i.

Gs-17052000-lineup Spor Dünyası

İlk yarı

İlk tehlikeli atak Galatasaray’dan, 3. dakikada geldi. Soldan gelişen atakta Gheorghe Hagi, topu ceza alanına ortaladı. Arsenal defansından dönen topa Arif Erdem vurdu. Top rakip oyuncu Tony Adams’a çarparak kornere çıktı. Galatasaray’ın sağ çaprazda kazandığı serbest vuruşta Hagi topu, solunda bulunan Arif Erdem’e çıkardı. Arif’in vuruşunda Arsenal savunmasına çarpan top kornere çıktı. Arif, sağ kanatta aldığı topu, penaltı noktası üzerindeki Hakan Şükür’e gönderdi. Sırtı kaleye dönük duran Hakan’ın rövaşata denemesinde top üstten auta çıktı. Sağdan gelişen atakta, Arsenal ceza alanı önünde bulunan Hakan Şükür, Ümit Davala’ya pas çıkardı. Ümit, topu solundaki Arif’e verdi. Arsenal savunmasının ofsayt beklentisi sırasında bomboş pozisyonda kalan Arif, inanılmaz bir vuruş yaparak topu auta gönderdi. Kaçan bu pozisyondan sonra ilk yarı golsüz berabere sona erdi.

İkinci yarı

Okan Buruk’un ara pasında ceza sahasına giren Hakan Şükür kaleyi gördüğü anda sert vurdu, top yan direkten döndü. Galatasaray atağında topla son buluşan Capone kaleye doğru yöneldi, uzak mesafeden sert vuruşunda top Arsenal kalecisi David Seaman’ın müdahalesiyle kornere çıktı. Maçın en önemli pozisyonunda Hakan Şükür, sağdan Ümit Davala’nın verdiği topla buluştu. Ceza alanında kendisini takip eden Tony Adams’ı geçti, ancak tam bu sırada ayağı kayınca vuruşunu yapamadı ve kaleci Seaman topa sahip oldu. Galatasaray’ın, Arsenal ceza alanı sağ çaprazında kazandığı serbest vuruşu Hakan Şükür kullandı, şutunda top yan ağlarda kaldı. Normal süre golsüz sona erince uzatma dakikalarına geçildi. Arsenal atağında Thierry Henry, sol kanattan sıfıra kadar indi, kale alanına doğru yaptığı ortasında Nwankwo Kanu topa vuramadı.

Ekstra uzatma devreleri

Altın gol kuralının uygulandığı uzatmada, ilk yarı 0-0 berabere sona erdi. Galatasaray kalesinde yaşanan tehlikede Ray Parlour sağ kanattan ortaladı, Thierry Henry altıpasın köşesinden yükselerek kafayı vurdu, Galatasaray kalecisi Claudio Taffarel, mükemmel bir kurtarışla gole izin vermedi. Soldan Hakan Şükür sıfıra kadar inip kale önüne doğru ortaladı, topa kimse dokunamayınca Galatasaray, mutlak bir gol şansını kaçırdı. Maçın uzatma dakikaları da golsüz bitince penaltı atışlarına geçildi.

Penaltılar

Galatasaray adına ilk penaltıyı kullanan Ergün Penbe, topu ağlara gönderdi. Ardından, Arsenal’in Hırvat yıldızı Davor Suker’in kullandığı penaltıda top yan direkten döndü. Galatasaray’da ikinci vuruşu, milli futbolcu Hakan Şükür gole çevirdi. Arsenal, İngiliz futbolcusu Ray Parlour’la durumu 2-1 yaptı. Ümit Davala, çok soğukkanlı kullandığı penaltı vuruşuyla Galatasaray’ı 3-1 öne geçirdi. Arsenal’de Patrick Vieira’nın penaltı atışı üst direkten döndü. Son kez Galatasaray adına, penaltı vuruşunu kullanan, Rumen yıldız Gheorghe Popescu, topu kaleci David Seaman’ın hemen yanından ağlara gönderdi ve Galatasaray’a kupayı kazandıran golü attı. Böylelikle Galatasaray, 4-1′lik skor ile, UEFA Kupası 1999-2000 sezonu şampiyonu oldu.

Kupa töreni

İkincilikle teselli bulan Arsenal ekibi, madalyalarını almak üzere platforma geldiler. Bir hayli üzgün oldukları gözüken Arsenal’li futbolcular, Galatasaray’lı futbolcuları kutladılar. Platforma son olarak gelen, kaptan Bülent Korkmaz, kupayı dönemin UEFA başkanı Lennart Johansson’un elinden aldı. Kupayı, Hakan Şükür ile birlikte öperek kaldıran Bülent Korkmaz ile beraber Galatasaray futbolcuları zaferi kutlamaya başladılar. Yedek kaleci, Kerem İnan, arka taraftan açtığı şampanya ile, tribünleri ve futbolcuları bir kez daha coşturdu.

UEFA Kupası kupa töreninden resimler

Uefa_kupasi_galatasaray Spor Dünyası

uefa Spor Dünyası

392931_bigportrait Spor Dünyası

uefa-cup-penalti Spor Dünyası

Maçın Detayları

madetaylarop1 Spor Dünyası

takmlarfv9 Spor Dünyası

MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZDA ‘II. FATİH’ DEVRİ

Milli Takımımızda Ersun Yanal’ın görevinden alınmasından sonra taraflı tarafsız herkesin Milli Takımımızın başına geçmesini istediği Fatih Terim, Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı ve kamuoyunun ısrarları karşısında yapılan teklifi kabul ederek Milli Takımımızın başına geçti…


KONFEDERASYON KUPASI ŞAMPİYONU BREZİLYA…

Konfederasyon Kupası’nın müthiş finalinde Arjantin’i 4 - 1 yenen Brezilya şampiyon oldu…

>>İşte Türkiye’nin en zengin futbolcusu!Futbol<<

F.Bahçe’ye transfer olan Emre Belözoğlu, ’nin en zengin futbolcusu oldu.

Emre, 11 yıllık futbol hayatında 25 milyon dolar kazandı. Dün sözleşme imzaladığı Fenerbahçe’den de dört yılda 22 milyon dolar alacak.

Emre Belözoğlu, 1997-2001 yıllarında Galatasaray’dan 1.6 milyon dolar almıştı. Ardından Inter’e gitti, 5 yılda 11 milyon dolar transfer ücreti aldı. 2005-2008 yıllarında Newcastle’da top koşturdu, üç yılda 11.1 milyon dolar kazandı.

MİLLİ TAKIM’DAN 1.7 MİLYON DOLAR

Fenerbahçe’ye 4 yıl için 14 milyon euro’ya imza atan Emre, Milli Takım’dan aldığı 1.7 milyon dolar prim de hesaba katıldığında ’nin en çok kazanan futbolcusu oluyor.

11 YILDA 47 MİLYON $ KAZANDI

Galatasaray (Dolar - Euro paritesi 1.57)
Sezon Gelir Toplam gelir

97-01 400 bin $ 1.6 milyon $

Inter
Sezon Gelir Toplam gelir
01-04 2.5 milyon $ 7.5 milyon $
04-05 3.5 milyon $ 3.5 milyon $

Newcastle
Sezon Gelir Toplam gelir
05-08 3.7 milyon $ 11.1 milyon $

Fenerbahçe
Sezon Gelir Toplam gelir
08-12 5.5 milyon $ 22 milyon $

Milli Takım primleri 1.7 milyon $

TOPLAM GELİR 47 MİLYON DOLAR

>> <<

Daha Çok Gol Atarız

Fenerbahçe ile Ukrayna temsilcisi Shakhtar Donetsk arasında dün gece oynanan maçta takımımızın gollerini atan, geçtiğimiz sezonun La Liga Gol kralı ile Daniel Güiza ile geçtiğimiz sezonun Turkcell Süper Lig Gol Kralı Semih Şentürk, iyi bir ikili oluşturduklarını, bir birlerini iyi anladıklarını ve anlaştıklarını belirterek, “Birlikte çok gol atarız” dediler.


Güiza ve Semih, takımımızın bugün gerçekleştirdiği sabah antrenmanı sonrası resmi internet sitemize birlikte açıklama yaptı. Fenerbahçe’nin 2-1 kazandığı Shakhtar Donetsk maçındaki olumlu görüntüsünü bundan sonraki maçlarda daha da artırarak sürdüreceğini belirten golcüler, taraftarlarımıza umut veren açıklamalarda bulundu. İlk olarak konuşan Daniel Güiza, “Fenerbahçe taraftarının önünde ilk kez bir maça çıkmak, beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Stadın ambiansı çok güzel ve taraftar tam da bir oyuncunun isteyebileceği türdendi. Bana dün geceki karşılaşmanın hazırlık maçı olduğu için tribünlerde boşluklar olduğu, ilerleyen maçlarda bu stadın tamamen dolacağı ve taraftar desteğinin daha da artacağı söylendi. Stat bu haliyle bile çok güzeldi. Bu havanın tam kapasiteyle nerelere ulaşacağını düşünmek bile çok güzel. Maça gelince; iyi başladık ve güzel bitirdik. İleride Semih’le birlikte iyi bir görüntü verdiğimizi düşünüyorum. Semih’le iyi anlaşıyoruz. Takımın bu haliyle, birlikte daha çok gol atarız” dedi.
Semih ise Güiza’nın sözlerine katıldığını belirterek, “Güiza ile bir birimizi tamamladığımızı düşünüyorum. Dün gece attığımız gollerin devamı gelecek. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.Güiza ile iyi anlaşıyoruz ve iyi bir ikili oluşturduğumuzu düşünüyorum. Dün geceki hazırlık maçı başlangıçtı. Birlikte daha çok maç oynadıkça, daha da iyi olacağız. Ayrıca hocamız da, takımı ve Fenerbahçe’yi daha da iyi anlamaya başladı. Maç içindeki müdahaleleri ve değişiklikleri de bana göre çok yerindeydi. Fenerbahçe’nin yeni görüntüsüyle birlikte, taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı” dedi.

”Fenerbahçe İlklerin Takımıdır. ÇÜNKİ,



1. Fenerbahçe Spor Kulübün ilk kuruluş tüzüğü, Ağustos 2005′de Fenerbahçe Müze Kurulu Başkanı Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu tarafından eski bir sahaf dükkanında bulundu. 1913 yılında Osmanlıca olarak yazılmış orijinalinde yapılan ilk araştırmalarda, kulübün kuruluş amacının belirtildiği tüzüğün ikinci maddesinde, “Fenerbahçe Kulübü’nün kuruluş amacı; vatan gençlerini, vatanın korunmasına ve askeri seferberliklere hazırlamaktır” yazısı yer almaktadır. Fenerbahçe, ’de kurulmuş ilk kulüplerin içinde, kuruluş amaçlarında, “vatanın korunması” maddesini ilke olarak kuruluş tüzüğüne almış olan tek spor kulübüdür.

2. Fenerbahçe bir sezonda hiç gol yemeden şampiyon olup bir DÜNYA REKOR’u kıran kulüptür. (1922-1923)

3. Fenerbahçe tarihinde 84 kez resmi lig ve kupa şampiyonu olup en çok şampiyon olan takım olmuştur. Fenerbahçe’yi 77 şampiyonlukla Galatasaray izliyor.

4. Fenerbahçe Resmi ve Resmi olmayan Kupalarla ’de en fazla Kupaya sahip olan takımdır. (Futbol: 127 kupa) Fenerbahçe Ayrıca Tüm Sporların toplam kupalarında da ’de en fazla kupaya sahip olan kulüptür.

5. Fenerbahçe ayrıca tüm sporların toplam kupalarında da ’de en fazla kupaya sahip olan kulüptür.

6. Fenerbahçe İstanbul Şildi’ni ilk ve en çok kazanan takımdır.(4)

7. Fenerbahçe İstanbul Şildi için düzenlenen turnuvalarda en çok şampiyon (4) olup şildin nihai sahibi olmaya hak kazanan tek takımdır.

8. Fenerbahçe Donanma Kupası’nı ilk ve en çok kazanan takımdır.(4)

9. Fenerbahçe Milli Küme’de ilk ve en çok şampiyon olan takımdır.(6)

10. Fenerbahçe Başbakanlık Kupası’nı en çok kazanan takımdır.(8)

11. Fenerbahçe Atatürk Kupası’nı en çok kazanan takımdır.(2)

12. Fenerbahçe Futbol Birinciliği’nde en çok şampiyon olan takımdır.(3)

13. Fenerbahçe İstanbul Futbol Ligi’nde en çok şampiyon olan takımdır.(16)

14. Fenerbahçe Profesyonel 1. Futbol liginde ilk, Süper Ligde (2006-2007) son şampiyon olan takımdır.

15. Fenerbahçe 1967 yılında Balkan Kupasını ilk kazanan Türk takımıdır.

16. Fenerbahçe 1967-1968 yılında tam 5 kupa birden kazanarak bir rekora imza atmıştır. (Lig şampiyonluğu, kupası, Cumhurbaşkanlığı, Spor-Toto ve Balkan kupası)

17. Fenerbahçe ayrıca 1969-1970 sezonunda kalesinde sadece 6 gol görerek, çok büyük bir rekora daha imza attı.

18. Fenerbahçe 1988-1989 Sezonunda Rakip Kalelere 36 maçta tam 103 gol göndererek Liglerinde bir sezonda en fazla gol atan takım unvanına sahip oldu.

19. Fenerbahçe en iyi performansa sahip olan takımdır. (1988-1989 sezonu 36 maçta, 29 galibiyet, 6 beraberlik, 1 mağlubiyet - Başarı ortalaması: %88.8)

20. 2005-2006 sezonunda Liginde en iyi ilk yarı performansına sahip takımdır.(18 takımlı liglerde-14 galibiyet ve 3 beraberlikle başarı ortalaması: %91,2)

21. Futbolcusu bir maçta en çok gol atan takım. (Tanju Çolak, 6 gol, Fenerbahçe - Karşıyaka: 7-1, 1992-1993 sezonu, 14.hafta)

22. Ligde bir maçta en çok penaltı atan takımdır. (1986-87 sezonunda Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında Fenerbahçe 4 gol atmıştır.)

23. Ligde bir maçta en çok penaltı atan futbolcuya sahiptir. (1986-87 sezonunda Fenerbahçeli Zafer Tüzün, Eskişehirspor’a karşı 4 atışı da gole çevirdi.)

24. Fenerbahçe 1996-1997 yıllarında ilk kez katıldığı şampiyonlar liginde, Kendi sahasında 40 Yıl (56 maç) hiç yenilmeyen İngiliz takımı Manchester United’i deplasmanda Boliç’in 78. dakikada attığı golle yenerek, AVRUPA REKOR’u kırdı.

25. Fenerbahçe ebedi puan cetvelinde 1000 gol ve 2000 gol barajına ulaşan ilk takımdır.

26. Atatürk’ün, stadına büstünün konmasına izin verdiği tek kulübümüzdür.

27. Fenerbahçe milli takıma en çok kaptan veren takımdır. (165 kez, 22 Ekim 2006 itibariyle)

28. Bir milli maçta en çok gol atan ilk futbolcu ünvanını Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel elde etmiştir. (17.06.1924 tarihinde Finlandiya’yı 4-2 yendiğimiz maçın tüm gollerini atmıştır.)

29. Fenerbahçe en çok milli olan futbolcuya sahip takımdır. (Rüştü Reçber, 112 kez, 22 Ekim 2006 itibariyle)

30. Fenerbahçeli Can Bartu Türk milli takımı formasını hem basketbol hem de futbol dallarında giyen ilk ve tek sporcudur.

31. Türk futbol tarihinde Fenerbahçeli Mehmet Aurelio milli takımda forma giyen ilk ve tek Brezilya asıllı Türk futbolcudur. (İlk kez 16.08.2006 Lüksemburg- hazırlık maçında oynadı.)

32. Aynı sezon A, B ve Genç Takımı yenilgisiz 3 İstanbul Şampiyonluğu birden kazanan tek kulübümüzdür. (1932-1933 Sezonu)

33. Bir futbolcusu için jübile düzenleyen ilk kulübümüzdür. (Lefter Küçükandonyadis - 1964)

34. Bir futbolcusu Dünya Karmasında oynayan ilk kulübümüzdür. (İsa Ertürk)

35. Bir futbolcusu, yabancı bir milli takımı çalıştıran tek kulübümüzdür. (Koço Negroponti, Yunanistan)

36. Atletizm’de uluslararası yarışmalar düzenleyen tek kulübümüzdür.

37. Atletizm’de takım halinde yurtdışına çıkan tek kulübümüzdür. (Atina, 1951)

38. Atletizm’de Avrupa Şampiyonu olan tek kulübümüzdür. (1993)

39. Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanan tüm Türk atletlerinin mensup olduğu kulüptür. 1948 Londra Olimpiyatlarında 3 adım atlamada Ruhi Sarıalp bronz madalya ve 2004 Atina Olimpiyatlarında çekiç atmada Eşref Apak bronz madalya kazanmıştır.
40. Olimpiyat Oyunları’nda boksta final oynayan tek Türk atletinin mensup olduğu kulüptür. 2004 Atina Olimpiyatlarında 48kg.’da Atagün Yalçınkaya gümüş madalya kazanmıştır. 17 yaşında final oynayan sporcu, Muhammed Ali’den sonra olimpiyatlarda final oynayan en genç boksör unvanını da aldı.

41. Bir spor dalında ülkemizi ilk kez takım halinde temsil eden kulübümüzdür. (1930 Balkan Tenis Şampiyonası)

42. Uluslararası yarışmalarda birinci gelen ilk Türk kürekçisinin mensup olduğu kulüptür. (Tonguç Türsan, 1954)

43. Basketbolda Kupasını alan ilk takım Fenerbahçe’dir. (1966-67)

44. Basketbolda bir maçta en fazla sayı atan oyuncu Fenerbahçeli Erman Kunter’dir. (153 sayı Fenerbahçe formasıyla Hilalspor’a-1988)

45. Basketbolda bir devrede en fazla sayı atan oyuncu Fenerbahçeli Erman Kunter’dir. (81 sayı Fenerbahçe formasıyla Hilalspor’a-1988)

46. Basketbolda 1956 yılında yapılan Gençler Şampiyonası’nda ilk birinciliği Fenerbahçe kazandı.

47. ’nin internette sitesi bulunan ilk spor kulübüdür.

48. ’nin özel televizyonu (FBTV) olan ilk spor kulübüdür.

49. ’nin adına radyo kurulan ilk spor kulübüdür.(Fenerbahçe FM daha sonra satılarak Radyo 99 olmuştur.)

50. ’de tüm ticari faaliyetlerini bir CEO’ya bağlı olarak düzenleyen ilk kulüptür. (Levent Ersalman, 18 Nisan 2005)

51. ’de kulüpler bazında, UEFA’nın 5 yıldızlı stadyumları arasında yer alan ilk ve tek stadyum Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu’dur.

52. ’de ilk defa stadyumunda elektronik skorbord kullanan kulüptür.

53. ’de ilk defa stadyumunda elektronik reklam panosu kullanan kulüptür.

54. ’de atılan gollerden sonra golü atan futbolcunun isminin stadyumda anons edildiği ilk futbol takımıdır.

55. Tarihi Spor Müzesi olan ilk ve tek spor kulübüdür. (Bu müze mumyalarla sahnelenen bölümleriyle, diğer spor kulüplerinin müzelerine göre dünyada bir ilk olma özelliğine sahiptir.)

56. Dünyada ve ’de, ilk kez taraftarının özel günü Dünya Fenerbahçeliler Günü (19.07) olan tek spor kulübüdür.

57. ’de ilk defa çift taraflı formayı kuruluşunun 100. yılında Fenerbahçe Spor Kulübü yapmıştır.

58. ’nin en zengin spor kulübüdür. (Stat, Tesisler, Fenerium, Taraftar Kart, Sponsorluk, Televizyon, Reklam gelirleri vs.)

59. ’de UEFA Kupası finaline ev sahipliği yapan ilk kulüp stadının sahibidir. (2009 UEFA Kupası finali Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak.)

60. Medya’da en çok konuşulan, yazılan çizilen ve haberi yapılan kulüp Başkanı Aziz Yıldırım’dır.

61.Fenerbahçe, 2006/2007 sezonunda Futbolda, erkekler ve bayanlar Baketbol Liginde Şampiyon olan takımdır.

İşte sevgili okurlar. Meydanı boş bulan bazı gafiller, Fenerbahçe’nin büyüklüğünü ve ilklerin takımı olduğu gerçeğini görmemezlikten geliyorlar. Onların düşünceleri hiçbir şey ifade etmez. Çünkü tarih kayıt altındadır. Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz.

Dün gece dehşetle seyrettim. Gece yarısı hava alanına gelen 5 bin taraftar, Lincoln’ü neredeyse linç edecekti. Adam imza atamadan öbür tarafa gidecekti. Canını zor kurtardı desem mübalağa etmiş olmam. Düşünün, ya Roberto Carlos’u alsalar kim bilir neler yaşanırdı o hava limanında.

Birde her zaman, her platformda 7 yıl önce alınan UEFA ve Süper Kupa’yı ön plana çıkararak, 6 senelik başarısızlıklarını ört bas etmeye çalışıyorlar. Hadi, o alınan 2 kupayı çıkarın. Geriye ne kalır, varın ona da siz karar verin.

>> Galatasaray Tarihi <<

100 yıldan fazla tarihe sahip olan Galatasaray Spor Kulübünün kuruluşu Galatasaray lisesinin sınıflarında başlamıştır. Devlet adamı yetiştirmek amacı ile kurulan Galatasaray lisesi; II. Beyazıt tarafından 1482′de Galata Sarayı adıyla açılmıştır.1 Eylül 1868 de ise okul modern şeklini almıştır. Bu yıllardan sonra okulda spor alanında büyük çalışmalar başlamıştır. Monsieur Curel tarafından beden eğitimi dersleri belli bir program doğrultusunda ve yeni aletlerle yapılmaya başlanmış; bu da spor dalında ülkemizde bir devrim niteliği taşımıştır.

Bu büyük atılımlardan sonra Galatasaray lisesinde görev alan spor öğretmenleri jimnastik ve atletizm dışında Galatasaray’ın her zaman önde olduğu yüzme ve kürek gibi branşlar da eğitim vererek yine Türk Spor tarihinde bir ilke imza atmışlardır. Bu atılımlar çok geçmeden birçok spor dalında meyve vermeye başlamıştır.

Galatasaray lisesinde öğrencilerin futbolla tanışması ise Faik Üstünidman’ın büyük katkıları ile olmuştur. Galatasaray Lisesi’nin tören alanında oynanan ilk futbol tam bir kör dövüşü olsa da futbol sevgisi artık Galatasaraylı öğrencilerin kalbine işlemeye başlamıştır.

Ülkemizde ki ilk futbol takımları ise İngilizler tarafından kurulmuştur. 1901′de iki İngiliz James Lafontaine ve Horace Armitage; Rum ve İngiliz futbolculardan oluşan Kadıköy Futbol Külübünü kurmuşlardır. Daha sonra bazı sorunlardan dolayı takımda ki İngiliz futbolcular kendileri Moda futbol takımını kurmuşlardır. Daha sonra bu iki kulüp diğer futbol kulüpleri ile anlaşarak İstanbul Futbol Birliğini Kurmuşlar ve şuan Şükrü Saraçoğlu stadının bulunduğu yerde düzenli maçlar yapmaya başlamışlardır.

deki ilk futbol takımlarının hep yabancılar tarafından kurmuş olması Galatasaray Liseli öğrencileri oldukça rahatsız etmiş ve kendi futbol takımlarını yani tamamen Türklerden kurulu bir takım kurmayı düşünmeye yöneltmiştir.

1905 sonbaharında Galatasaray Lisesinin 5. sınıfında Ali Sami Yen önderliğinde birkaç Galatasaray Liseli öğrenci bir futbol kulübü kurmaya karar vermesiyle ilk temeller atılmıştır. Ali Sami Yen önderliğinde birleşen Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu ve Abidin Daver Galatasaray’ın kurucuları olmuşlardır.

Galatasaray ismi ise ilk olarak futbol takımının ilk maçında Rum takımını 2-0 yendikten sonra taraftarların oyunculara “Galata Sarayı efendileri” olarak seslenmelerinden etkilenen kurucuların isim olarak “Galata Sarayı” benimsemesiyle oluşmuştur.

Galatasaray’ın kurucuları kuruluş amacı olarak ise Ali Sami Yen’in 50. yıl kitabında ki şu sözlerle belirlenmiştir: “İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek.”

100 yıldan fazla bir tarihe sahip olan Galatasaray Futbol Kulübü ilk kurucularından itibaren hep Türk futbolunu Avrupalı rakiplerinden üstün bir konuma getirmeye amaçlamış ve bunu müzesinde ki sayısız yerel ve ulusal kupayla tescillemiştir

>> Beişktaş <<

>>Karal Kartallar Efsanesi<<

100 yıldan fazla tarihe sahip olan Galatasaray Spor Kulübünün kuruluşu Galatasaray lisesinin sınıflarında başlamıştır. Devlet adamı yetiştirmek amacı ile kurulan Galatasaray lisesi; II. Beyazıt tarafından 1482′de Galata Sarayı adıyla açılmıştır.1 Eylül 1868 de ise okul modern şeklini almıştır. Bu yıllardan sonra okulda spor alanında büyük çalışmalar başlamıştır. Monsieur Curel tarafından beden eğitimi dersleri belli bir program doğrultusunda ve yeni aletlerle yapılmaya başlanmış; bu da spor dalında ülkemizde bir devrim niteliği taşımıştır.

Bu büyük atılımlardan sonra Galatasaray lisesinde görev alan spor öğretmenleri jimnastik ve atletizm dışında Galatasaray’ın her zaman önde olduğu yüzme ve kürek gibi branşlar da eğitim vererek yine Türk Spor tarihinde bir ilke imza atmışlardır. Bu atılımlar çok geçmeden birçok spor dalında meyve vermeye başlamıştır.

Galatasaray lisesinde öğrencilerin futbolla tanışması ise Faik Üstünidman’ın büyük katkıları ile olmuştur. Galatasaray Lisesi’nin tören alanında oynanan ilk futbol tam bir kör dövüşü olsa da futbol sevgisi artık Galatasaraylı öğrencilerin kalbine işlemeye başlamıştır.

Ülkemizde ki ilk futbol takımları ise İngilizler tarafından kurulmuştur. 1901′de iki İngiliz James Lafontaine ve Horace Armitage; Rum ve İngiliz futbolculardan oluşan Kadıköy Futbol Külübünü kurmuşlardır. Daha sonra bazı sorunlardan dolayı takımda ki İngiliz futbolcular kendileri Moda futbol takımını kurmuşlardır. Daha sonra bu iki kulüp diğer futbol kulüpleri ile anlaşarak İstanbul Futbol Birliğini Kurmuşlar ve şuan Şükrü Saraçoğlu stadının bulunduğu yerde düzenli maçlar yapmaya başlamışlardır.

deki ilk futbol takımlarının hep yabancılar tarafından kurmuş olması Galatasaray Liseli öğrencileri oldukça rahatsız etmiş ve kendi futbol takımlarını yani tamamen Türklerden kurulu bir takım kurmayı düşünmeye yöneltmiştir.

1905 sonbaharında Galatasaray Lisesinin 5. sınıfında Ali Sami Yen önderliğinde birkaç Galatasaray Liseli öğrenci bir futbol kulübü kurmaya karar vermesiyle ilk temeller atılmıştır. Ali Sami Yen önderliğinde birleşen Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu ve Abidin Daver Galatasaray’ın kurucuları olmuşlardır.

Galatasaray ismi ise ilk olarak futbol takımının ilk maçında Rum takımını 2-0 yendikten sonra taraftarların oyunculara “Galata Sarayı efendileri” olarak seslenmelerinden etkilenen kurucuların isim olarak “Galata Sarayı” benimsemesiyle oluşmuştur.

Galatasaray’ın kurucuları kuruluş amacı olarak ise Ali Sami Yen’in 50. yıl kitabında ki şu sözlerle belirlenmiştir: “İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek.”

100 yıldan fazla bir tarihe sahip olan Galatasaray Futbol Kulübü ilk kurucularından itibaren hep Türk futbolunu Avrupalı rakiplerinden üstün bir konuma getirmeye amaçlamış ve bunu müzesinde ki sayısız yerel ve ulusal kupayla tescillemiştir

>>Trabzonun Ve Türk Futbol Tarihinin Efsane İsimleri<<


sota1et4fg4 Spor Dünyası
Shota için ne desek onu daha iyi anlatır acaba? O bir futbolcu muydu, yoksa bir sihirbaz mı, bir golcü müydü, yoksa bir illüzyonist mi? Asla tartışılmayacak tek bir gerçek vardı ki o da Shota Arveladze’nin ismini altın harflerle taraftarının kalbine bir daha silinmemek üzere kazıdığı gerçeğiydi. 96 sezonunun gol kralı Shota, sahadaki muhteşem yeteneği, yıllar boyu hafızalardan silinmeyecek “kendine has” golleri ve saha dışındaki sıcakkanlılığıyla Trabzonsporlu’nun unutulmazlar listesine çoktan ismini yazdırdı. Onu ve kardeşi Archil’i ilk olarak 93-94 sezonunda Sadri Şener tarafından ’a transfer edildiğinde tanımıştık. İlk bakışta ikiz olmaları ilgimizi çekmişti fakat ilgimizi tek çeken yön buydu. O güne kadar yapılan yabancı transferlerin başarısız olması, bize bu gelen ikizlerinde onlardan farklı olmayacağı fikrini vermişti… Ta ki, liglerin başlamasına kadar. Sanki futbol oynamıyor dans ediyorlardı topla. Şiir gibiydi futbolları. O yıl liglerinde fırtına estirmişlerdi. Fakat kiralık olarak alınmışlardı ve Dinamo Tiflis’in başkanı Merab Jordania onları istiyordu. İkizlerin son maçları, Fenerbahçe ile yapılan Başbakanlık Kupası’ydı. Bu maçta da Archil-Shota kardeşler döktürdüler ve kupayı taraftarına hediye ettiler. Ama taraftara onlardan ayrılmak istemiyordu. ’de o kadar sevildiler ki onların ’de oynayabilmeleri için diplomatik kulisler bile yapıldı. Tarım Bakanı Refaiddin Şahin ve Meclis Başkanı Hikmet Çetin, Eduard Schevardnadze’den ikizlerin ’de oynayabilmeleri için izin istemişlerdi. Ve nihayet diplomatik gelişmeler meyvelerini verdi. Artık ikizler ’de oynayabileceklerdi. İkizler, de kaldıkları süre içinde Türk halkına kendilerini sevdirmişlerdi. Türk halkı onları artık kendilerinden biri gibi görüyordu. Hatta ikizlerin babası oğullarını ziyaret etmek için Trabzon’a geldiğinde taksici onun ikizlerin babası olduğunu öğrenince taksi parasını bile almadı. Trabzon’da başlı başına bir fenomen haline gelen Shota, 95-96 sezonunda 25 gol atarak gol kralı oldu ve ’un tarihindeki 2. gol kralı olarak tarihe geçti. Ama bundan önemlisi Shota’nın hiç penaltı atmadan gol kralı olmasıydı. Bunu dünyada sadece Shota başarabildi. Unutulmaz yıldız Shota Arveladze, daha sonra Hollanda’nın güçlü takımlarından AJAX’a, kardeşi Archil ise aynı ülkeden NAC Breda’ya transfer oldu. Efsane yetenek Shota’nın inanılmaz golleri, ağır çekimle defalarca izlenecek kalitedeki çalımları, gol sonrasında attığı “kendine özgü” taklaları ve Avni Aker’de 4-1 kazandığımız Slovan Bratislava maçı sonrasında yaptığı tribün dansı asla unutulmayacak. Shota Arveladze, taraftarının kalbinde artık ölümsüz bir yere sahip.

necmipereklijx3ch2 Spor Dünyası
’un ilk yerli gol kralı… Futbolculuk kariyerinde , Giresunspor takımlarının formasını giyen Necmi Perekli, futbol yaşamını noktaladıktan sonra ’umuzda menajerlik görevini de üstlenmiş, ulusal medyada spor yazarlığı yapmıştır. Bordo-Mavi efsanenin ilk yerli gol kralı olmanın haklı onuruna sahip olan Necmi Perekli’yi Bordo-Mavili taraftarlar, futbolculuk yaşantısındaki kıvrak çalımları, ceza alanı içerisindeki bitiriciliği, sert şutları ve şık golleriyle hatırlayacak. 1976-77 sezonunda attığı 18 golle gol kralı olan Necmi Perekli, kollektif futbol anlayışıyla zirveye yerleşen ’umuzun 1. lig tarihindeki üç gol kralından biridir. Hiç kuşkusuz ki Perekli, efsanesini yaratan pırıl pırıl isimlerden biri olarak asla hafızalardan silinmeyecek.

nostalji23wn6oq4 Spor Dünyası
’umuzun en parlak yıldızlarından biri olan Şenol Güneş, 1952 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Fatih Eğitim Enstitüsü mezunu olan Güneş, futbola Erdoğdu Gençlik’te başladı. Daha sonra amatör takımına katılan genç kaleci, buradan Sebat Gençlik’e transfer olarak profesyonel futbola ilk adımını attı. ’umuzun 1972 yılında kadrosuna kattığı Şenol Güneş, tam 15 yıl efsanemizin kalesini korudu ve 6 lig şampiyonluğu, 5 Kupası, 4 Başbakanlık ve 7 Cumhurbaşkanlığı kupası gördü. Şenol Güneş futbol oynadığı dönemde, ’daki bu başarılarının yanısıra 1975-1987 yılı arasında milli takımın formasını; 3 ümit, 31 A Milli olmak üzere toplamda 34 kez giydi. 1987 yılında futbolu bıraktıktan sonra sırasıyla 1987-1988 döneminde , 1988-1991 arasında Boluspor, 1991-1992 döneminde İstanbulspor, 1992-1996 arası , 1996-1997 sezonunda Antalyaspor, 1997-1998 sezonunda Sakaryaspor takımlarını çalıştırdı. Antrenörlük hayatında 1 Kupası, 1 Başbakanlık Kupası ve 1 de Cumhurbaşkanlığı kupası gören Güneş, Ağustos 2000 tarihinde A Milli Takımın başına getirildi ve milli takımın 48 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılmasında en büyük pay sahibi olarak tarihe geçti. Şenol Güneş, 2002 FİFA Dünya Kupasında A Milli takımı üçüncü yaptı ve bu başarı bu döneme kadar ulaşılan en yüksek başarıydı. ’umuzun gururu olan Şenol Güneş, aynı zamanda 2002 yılında UEFA tarafından yapılan ankette “Yılın en iyi teknik direktörü” ünvanına layık görülerek, ulaşılması güç bir başarıya imza attı. O ’umuzun yetiştirdiği en büyük isimlerden biri…

nostalji16nx1eb3 Spor Dünyası
Ali Kemal Denizci… Nam-ı diğer “Fırtına Ali Kemal”. Ondan bahsetmek, onu tanıyamayanlara onu anlatmak o kadar zor ki… O, efsanesinin altın yıllarında şanlı formayı sırtına geçiren inanılmaz kanat oyuncusu; o, kolektif futbol anlayışıyla zirveye tırmanan ’a “yıldız futbolcu” kavramını getiren belki de ilk oyuncuydu. Avni Aker’in müdavimlerinin gözleri yorulurdu onu takip ederken, ama o futbol yaşamı boyunca hiçbir zaman yorulmadı. Kendisine “fırtına” lakabını getiren müthiş deparları ve isabetli ortalarıyla takımımızın “erişilmez bir efsane” olmasında başrol oynayan isimlerden biriydi. Dört dörtlük bir Trabzonsporlu’ydu Ali Kemal… Bir Fenerbahçe’ye satılacağını öğrendiği zaman gözyaşlarını saklamadan üzüntüsünden hüngür hüngür ağlayacak, ilk fırsatta ’una dönmek için çılgınlıklar yapacak kadar aşıktı formasına. Uzun saçları, şiir gibi futbolu, “adam gibi adam” karakteri, Trabzon’daki Liverpool zaferinde sahada oynadığı horonuyla Ali Kemal Denizci, ’umuzun asla unutulmayacak efsaneleri listesine adını altın harflerle yazdırdı. Ali Kemal Denizci, futbolculuk kariyerinin sona ermesinden sonra ’umuzda önce antrenörlük daha sonra da teknik direktörlük de yapmıştır.

Yorumlar

(0) Yorum

Yorum Ekle

Hatırlatma!
Yorumunuz yönetici onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.