
Tarafsız görsel ve yazılı basın… Bu sözler bana göre tarihin tozlu sayfalarında kalmış görünüyor.
Bir çok Yazılı ve görüntülü Medya kuruluşları ne yazıkki tarafsız olmayı bir kenara bırakıp, adeta haber programlarında ve gazete yapraklarında siyaset yapmaya devam ediyor. Sözde tarafsızlık ve basın özgürlüğü çatısı altında diledikleri gibi yayın yapma özgürlüğünü ellerinde bulunduruyorlar. Haber ve Televizyon kanallarını dikkatle izlediğimizde söz ettiğim konuyu rahatça anlayabilirsiniz. Yazıma kısaca örnekler vermek istiyorum…
Tarafsız ve özgür medya kuruluşlarının en önemli kozlarının arasında “ATATÜRK politikası” gelmektedir. Kendilerini ‘Kemalist ve feminist’ olarak tanımlayan bazı yayın organları, her köşeye sıkıştıklarında Ulu Önder Atatürk’ün arkasına gizlenme yoluna gitmektedirler. Son günlerde gördüğüm bir ilginç olayı sizlerle paylaşmak istiyorum…”Atatürk resmiyle gizlenmiş olan mobil Telefon vericileri’ Bu fotograf kareleri bana pes doğrusu dedirtti. Umarım bu örnekle ne demek istediğimi anlamısınızdır.
Ülkemizin içerisinde bulunduğu zorluklar, ekonomik sıkıntılar hiç bir görsel ve yazılı basın kurulusunun konusu olmuyor. Son günlerde “Asrın davası” diye adından sıkça söz edilen Ergenokon Davasıyla, Halkmızın ve milletimizin beyni, bilinç altı adeta temizlenmek ve yıkanmak isteniyor. Gereksiz şeylerle gündem oluşturalarak, ülkenin içerisinde bulunduğu zorluklar unutturulmak, suni gündemler halkımıza Morfin gibi şırınga edilmek isteniliyor. Ergenekon davası sakın yanlış anlaşılmasın. “Elbette ülkemiz içersinde gizli örgütler desifre edilip, gerekli cezalar verilmelidir. Ama ülkemizin su anda önceliği Ergenekon olmamalıdır”
Peki çok gerekli, bilgilendirici gazete ve görsel haberlerden sonra sırada ne var? Tabiki magazin… “Kim ne yapmış, nerede kaç para harcamış, Hangi otomobili almış, hangi ünlü kiminle bir gecelik aşk yaşamış”. Televizyon kanallarında çıkan dizileri dikkatle takip edelim. Bir çoğunda lüks hayat ve yaşam teşvik ediliyor. Bu güne kadar izlediğim hiçbir dizinin gerçek hayattan kesitler verdiğine ne yazıkki rastlayamadım. Yarışma programları halkımızı, milletimizi küçük düşürmekten öteye gidemiyor. Neden mi? Örnek verelim…”Kim 500 milyar ister” adlı yarışma. Yarışmacıların bulundukları psikolojik durum ve hareketleri bazen beni derinden yaralıyor. Bir başka örnek ‘Yemekteyiz’… Aslında örnekleri çoğaltmak mümkün… Bir çok insanın sofralarında bile göremedikleri yiyecekler yarışmada sergileniyor. Ne yazıkki bir çoğuda gözümüzün önünde çöpe gidiyor. Ülkemizde bulunan basın organları öyle bir hal aldıki…Kene misali insanların adeta kanını emmeye çalışıyorlar. Gençliğimize ve kültürümüze Avrupa yaşamı ve tarzı aşılanmaya çalısılıyor. Gelenek ve göreneklerimiz ne yazıkki ayaklar altına alınabiliyor.
Tarafsız görsel ve yazılı basın, iktidara yakınlığı ile bilinen insanların eline geçmiş durumda. Bunun neresi kötü diyenler olabilir! Mantıklı olarak düşünecek olursak soruların cevabını bulabiliriz. Umarım bundan sonra Şaksakcı medya değil de, Alkışcı medya değil de, Doğruları ve gerçekleri özgürce yazan, yurdumuzun insanı nın sorunlarını dile getiren Hür, özgür tarafsız medyayı görürüz.



Sitemize girişte sorun yaşıyorsanız veya ilk defa giriş yapıyorsanız buraya tıklayın.
Son Yazılar

Popüler Konular

Son Yorumlar

Bağlantılar
